Seçmen eskilere, yenilere ve en yenilere kızgındı. İnsanlar devleti yıkmak isteyenler karşısında dehşet içinde geri çekilmişken, şimdi de onlara hizmet vermek ister gibi görünüp tombul bir elma kurdu gibi devleti içinden kemirenler karşısında bir adım daha geri atmıştı.
Bu mücadelen seni seçtiğin dünyaya demirledi, sana geniş ve ayrıntılı yetki alanı kazandırdı; daha da önemlisi, bütün duygularını var gücüyle kullanmanı sağladı.
İçeride o evde, kendi paralarıyla kazandıkları tek bir eşya, tablo yoktu. Mobilyalar yüz yıllıktı. Ev en azından üç yüz yıllıktı. Evet, kitapların bazısı yeniydi ama bazısı çok eskiydi; öyle tozluydu ki kim bilir ne zamandan beri açılmamışlardı; eski hukuk, tarih, bilim, siyaset kitaplarıydı. O evdeki insanların babaları, dedeleri, büyük dedeleri de okumuş ve eğitim görmüşlerdi. Yüzlerce yıldan beri avukatlık, hekimlik, öğretmenlik yapıyorlardı. İşte bu yüzden böyle konuşuyorlardı, böyle giyiniyor, yiyor, böyle hareket ediyorlardı. Böyle yapıyorlar çünkü böyle doğmuşlar. Ama akıllarında kendilerine ait, düşünme çabası gösterdikleri tek bir düşünce bile yok. Her şeyi biliyorlar ama hiçbir şey bilmiyorlar.