Tarihi bakkallar yazar. Bu kesin. Siyasete bulaşmamış terzi yoktur ama son sözü hep bakkallar söyler. Onlar ağır parmaklarını pirince ve şekere daldırdıklarında mahallede uçan kuşun teleği titrer. Zaman ağırlaşır. Tezgah üzerinde sararan peynir parçaları bilir ki dükkanı saran koku paspasın ağır suyu değil, o kadim tecrübenin kaynadığı imbiğin sesidir.
İnsanları hapsedebilirsiniz. Bu güvenli bir yol değildir. Bütün duvarların ve demirden perdelerin bir çatlağı bulunur. Ama insanı insana kilitlemek en iyi yol. Birbirlerini boğazlayamazlar. Çünkü kimse yanında bir ceset ile yürüyemez. Yaralayamazlar birbirlerini. Aksayan adım diğerini bezdirir hayattan.
Çağımızın ikili ilişkilerinde, eski gelenek ve safsatalardan ölçülü olarak kurtulduğum bu dönemde açılan ve başlayan(Türkiye'de) sorunlar ve çözümlerinde gerek psikolojik gerek felsefik olarak örnek hayatlar ve ilişkiler üzerinden gidilerek; herkesin demesem de ilişkisinde bir şeyleri önemseyen ve sorun olup olmadığını anlamayan ancak bir şekilde de olsa istediği memnuniyet, karşılıklı saygı ve sevgiyi hissedemeyen her bireyin(özellikle kadınların demek istiyorum bu noktada çünkü maskülen ve bireyci erkekler karşısında narsizm ve manüpülasyon oranı daha fazla) bazı bölümlere göz atıp kendini ve içinde bulunduğu ilişkisini sorgulamaya iten bir kitap. Must-read değil, should-read.