Kitabı okumaya başlarken sadece bir gençlik romanı diye düşünmüştüm. Fakat sizi temenni ederim ki bu kitap sadece gençlik romanı değil.
Kitabımızın konusu zenginlerin gittiği seçkin uluslararası yatılı okula giden baş karekterimiz Alice, her zaman çok çalışan ve diğer zengin arkadaşlarıyla arasındaki fırsat eşitsizliğini giderip başarılı olmak, güzel bir üniversitede okumak, sınıf birincisi olmak ve ailesini yoksulluktan kurtarmak istiyordur.Fakat birinci olmak için karşısındaki engellerden biri zengin, yakışıklı en büyük rakibi ama aynı zamanda iş ortağı olan Henry...
Alice, her şeye rağmen pes etmesede kader ondan taraf değildir. Ailesi bir gün gittiği okulun parasını artık ödeyecek maddi duruma sahip olmadıklarını söylerler. Bu sorun bir yana dursun aynı zamanda istemsiz bir şekilde görünmez olmaya başlar. Alice de bu krizi fırsata çevirerek okul parasını ödemek için bir plan yapar ve sınıf arkadaşlarının öğrenmek istediği gizli bilgileri para karşılığında öğrenmeye çalışır. Fakat kaderin Alice için farklı düşünceleri vardır...
Kitapta yazarımız fırsat eşitsizliğini, ırkçılığı, rüşvet karşılığında suçsuzun nasıl suçlu konumuna düşebileceğini, hırsın insanın gözünü kör ettiğini bu yüzden insanın kendisini bile göremediğini çok güzel işlemiş. Bu saydığım konuları gençlik temasıyla harmanlayıp çok güzel bir eser ortaya çıkarmış. Kitapta çok güzel ayrıntılar vardı gençlik temasının arasına serpiştirilmiş küçük mesajlar o kadar güzeldi ki buraya hepsini yazmak istiyorum ama en iyisi siz gidip okuyun. Hem eğlenceli hem de ders verici nitelikteydi. Zaman geçtikçe geriye dönüp tekrar tekrar sayfalarına göz gezdireceğim ve hayatıma ders çıkardığım bir kitaptı. Kitabı okurken ilk başlarda merakla okudum ortalarında biraz sıkılmış olsamda son 100 sayfayı soluksuz okudum