Zehirli bir çorba, bir kaza, bir mektup, italyanca iki kelime ve kağıda defalarca karalanmış dört rakamı...
Peki iş için başka bir ülkeye gidecek olan Poirot'un kapısında aniden beliren şok geçirmiş bir adam?
Bunların hepsi bir bütün mü yoksa sadece tesadüf mü?
Büyük Dörtler gerçek mi yoksa sadece bir efsane mi?
Ünlü dedektifimiz Poirot'un belkide çözmeye çalıştığı en büyük dava.
Çok fazla
Agatha Christie kitabı okumuş olsamda en eğlenceli kitap buydu diyebilirim.
Bu kadar sevmiş olmamın sebebi kitapta bir cinayetten çok aktif bir örgüte odaklanılmış olması.
İki tarafında zekice birbirlerini alt etmeye çalışması.
Peki, bu davayı çözmek için ölümle burun buruna gelen karakterlerimiz bu davayı çözebilecek mi?
Eğer Büyük Dört ile ilgili bir şey biliyorsanız susmanızı tavsiye ederim. Çünkü konuşanlar aniden bir araba kazasıyla, yemeğine katılan zehirle ya da bir satranç maçında ölebilir.
Unutmayın Büyük Dört'ün ajanları her yerde!
Spoiler içerir!
Kitapta en çok sevdiğim karakter kesinlikle dört numara oldu. Her bölüm farklı bir kimlikle gördükten sonra paronayağa bağlayıp öldüğüne bile inanmıyorum.
Ayrıca son bölümde Poirot'un ikizi varmış gibi davranması da en çok sevdiğim kısımlardandı.
"Her şey çok güzel örtbas edildi... Ama yanılıyorsunuz, Richard cinayete kurban gitti değil mi?"
Kitabın konusu Victoria konağının sahibi Richard Abernethie'nin ani ölümüyle başlıyor. Cenaze için Richard'ın kardeşleri ve yeğenleri vasiyet için konakta toplanır. Herkes Richard'ın eceliyle öldüğünü düşünürken Yiğeni Cora, Richard'ın öldürüldüğünü söyler. Cora'nın açıklaması her şeyi altüst eder ve aile avukatı olayı çözmesi için meşhur dedektifimiz Hercule Poirot'ya başvurur...
Agatha Christie okumayı çok seven biri olarak yeni bir kitap incelemesiyle geldim. Katil kim diye o kadar merak ettim ki kitabı çok kısa bir sürede bitirdim. Agatha Christie'nin kitaplarını okurken hep katili bulurum düşüncesiyle okuyorum fakat sonunda gerçekleri okuyunca o kadar şaşırıyorum ki gerçekten kadın bu işte usta diye düşünüyorum.
Katile gelicek olursak spoiler vermeyeceğim ama kitabın ilk yüz sayfasında içime şu katil gibi bir his düşmüştü ve bu kişi zaten katildi fakat kitabı okudukça boşuna günahını almışım diye düşünüp vazgeçmiştim. Ama asla sonunun böyle olacağını tahmin etmedim. Gerçekten yine olağanüstü yazmış yazarımız.Okuyun okutturun.
Aile evinden uzakta bir şehirde okuyan Birce kaldığı yurdun kapanması ile birlikte ev arkadaşı aradığına dair gazeteye ilan koyar. Ev arayışında olan birbirinden farklı üç arkadaş beraber bir eve taşınır. Peki bu üç arkadaş iyi geçinebilecek midir?
Betül Güçlü'
Betül Güçlü nün her kitabı gibi bu kitapda çok güzel. Her yazdığı kitapta farklı bir konu ve havası var. Ben bu kitabı okurken çok eğlendim.
Birce, Jülide, Çiçek ve Bensu birbirlerinden çok farklı olmalarına rağmen o ev ortamı arkadaşlıkları çok güzeldi.
Mecnuna gelicek olursak çok tatlı bir karekterdi ben çok sevdim ilk başta baya üzülmüştüm ama sonu güzel bitti.
Barışa ise çok tatlı bir karakter ve Birce ile olan ilişkileri, birbirlerini anlamaya çalışmaları çok güzeldi. Çok fazla güldüğüm sahnesi olan eğlenceli bir gençlik kitabıydı. Okumanızı tavsiye ederim.
Bir pazarlama şirketinde çalışan Gregor Samsa’nın bir sabah uyanışında böceğe dönüşünü ele alan kitap, bu değişim sonucunda ailenin o bakış açısı ve Gregor Samsa’nın böceğe dönen haline alışma
Merhabalar,
Bir Agatha Christie tutkunu olarak yeni bir polisiye kitabıyla dönüş yaptım. Kitabı daha yeni bitirdim ve hemen yazmak istedim.Bu kitabımızda diğer kitaplarından bir fark olarak Dedektif Herculus Poirot yerine ilk defa acemi dedektif Jane Marple ile tanışıyoruz.
Kitabımızın konusuna gelirsek. Albay Prothero , St Mary Mead'de köy halkını pek üzmeyen bir cinayete kurban gider. Herkes katilin dünyaya iyilik yaptığını söyler. Bu sırada Albay'ın karısının bir ressam ile gizli aşk yaşaması ile tüm gözler üzerlerine döner. Kitabı köyün papazının ağzından okuyoruz.
Jane Marple çok tatlı ve aynı zamanda çok zeki bir kadın. Kitabı okuduktan sonra ona hayran kalmamanız imkansız.
Aynı zamanda kitabın ve karakterlerinin kurgulanışı da bir o kadar mükemmel gerçekten her kitabında ayrı bir hayran kalıyorum yazarımıza.
Kitap her Agatha Christie kitabında olduğu gibi ilk sayfalarda sıksa da sonradan akıcılaşıyor.Hatta son 100 sayfayı soluksuz okudum diyebilirim.Şu zamana kadar okuduğum en iyi