Anlaşmazlık yerine anlaşmayı teşvik ettiğimizde, totaliterce ve kendimize karşı saygısızca davranmış oluruz. Doğa, çatışma içinde ve çatışma sayesinde ahengini sürdürebiliyorsa, biz de anlaşmayabiliriz. Kendi kendimize böyle bir borcumuz var. Anlaşmamak suretiyle yalancılıktan kurtulur, özgürleşiriz.
Şimdiyse, keman çalan kişi, yabancılaşmış yaşantısında bir öz ve anlam peşinde koşan bireyden ibaret. Boş zamanını kendine göre doldurmaya çalışan biri. Bu durum, kişinin çevresindeki yaşamdan, hatta bizzat yaşamdan soyutlanmış olmasından doğuyor.