"Elfida."
İsmim bir duaydı, o da ellerini göğe açan gerçek bir kul. O sesin ismimi söylemesi anca böyle ifade edilebilirdi.
5 Ağustos 2022. İlk kez ismim çıktı dudaklarından. Öyle güzel çıktı ki ismimin anlamını bile unutturdu sesinin güzelliği.
Derin bir soluk vermek zorunda kaldı ve yeniden minik yumruğu kavradı. "Annen çok doğru söylemiş. Sen onun sözünü dinlemeye devam et ama bunu yaparken hakkını da savunman lazım. Sana iyilik yapana, güzel davranana sen de iyi ol ama hakkını da yedirme. Yani sana gül atana gül at, taş atana taş ve yumruk atana da yumruk." Hafifçe burnuna dokundu.
"Anladın mı?"
Utangaç bir edayla gülmüştü. "Ama benim kolum çok güçsüz. Taş atamam ki."
Melike nin bakışları ince bileklere takıldı. İğne izleriyle morarmış, derisi incelmişti. Ellerini kavramış, bileklerini nahif bir şekilde okşarken gülümsemişti. "O zaman biz de dilimizle taş atarız. Kollarımız güçsüz diye sessiz kalacak değiliz." Nadir görülür bir şekilde minik kızın yanağını okşadı. "Hem bence sen çok güçlü bir çocuksun, Elfida. Kollarının o kadar da güçsüz olduğunu sanmıyorum." Bir elini aralarında kaldırdı
"Çak bakalım!"