ve elinde kalan tek şey
dünyanın çirkinliği
ve ışığın içeri sızabileceğine dair
kendi aptalca arzun olduğunda.
öyle bir noktaya gelirsin ki
gökyüzünde bir delik açmak
ve düşmanının dişlerini
boynuna bir kolye gibi takmak istersin
ve bir daha asla hiçbir şeye inanmamak;
ne tanrıya, ne duaya, ne de yarına.
ama o zaman elimde ne kalır
and all you got
is the ugly of the world
and your own dumb wish
that light could get in
and you get where you
could punch a hole in
the sky and
wear your enemy’s teeth
around your neck and
never believe in nothin
again not god not
prayer not tomorrow
but then what i got