1000k ve bombastic güncellemeleri😻😻 İLKEL HALİNE DÖN LÜTFEN BU NE BABAANNEME BENZEDİM HİÇBİR ŞEY BULAMİYORUM!!! hangi talebin arzı bu, bu ne bu yani. hiç böyle istekler yoktu cnm 1000Kitap Destek1000Kitap
İki sene önceki yaz fotoğraflarıma bakarken arkamdaki ölü martıları gördüm ve ortaokul edebiyat kulübü anılarım depreşti.
7 sene önce olması lazım hocamız bir kitap listesi getirip herkesin bir kitap seçmesini istedi. Seçtiğimiz kitabın afişini hazırlayıp aynı zamanda özetini çıkartacaktık daha sonrasında özetlerimizi okuyup seslerimizi de bir CD'ye aktarıp hem bize hem de okuldakilere bir hatıra olarak verecektik. Ben de Martı'yı görünce hemen atladım çünkü bizim evde vardı. Hocamız da çok övmüştü: çok güzel bir kitaptır, seveceğine eminim, Jonathan ile iyi okumalar vs. Neyse eve geldim hemen aldım kitaplıktan Anton Çehov #k:238200... Okuyorum fakat yani manyak bir şey kitabı anlıyordum ama kitapta Jonathon yok. Hayır madem yok insan bir gider tasdik ettirir. Neyse ben bitirdim afişi hazırladım benim günüm geldi sesim kaydedilecek. Özeti okumayı bitirince kafamı kaldırıp canım Setenay hocama baktım ve vahşet bir yüz gördüm. Beni bölmemek için bir şey dememiş, yanlış Martı'yı okumuşum😔🙏🏻Zaman kısıtlı olduğu için bana kendi kitabını vermişti, okuyup afiş hazırlayıp kitabı teslim etmiştim.
Önde gördüğünüz pembe kartonlu Martı Jonathan Livingston doğru olan. En sağda köşede kalmış turuncu kartonlu ise gariban Martı🌹 Veee kitap listemiz, arada açıp dinliyorum, bazen de duygusal...
Edebiyatımızın ağır abiler, asık suratlı realizmler ve bitmek bilmeyen politik kavgalarla dolu koridorlarında; elinde tığı, yanında kedisi ve mutfağından yükselen mis gibi gül reçeli kokusuyla bir dev duruyor: Hüseyin Rahmi Gürpınar Bugün size kalemiyle olduğu kadar hayatıyla da bir ikon olan bu eşsiz ruhtan bahsetmek istiyorum. O sadece bir yazar değil. İstanbul sokaklarının, evlerin, tencere tıkırtılarının ve batıl inançların en sadık fısıltısı.
1864 yılında dünyaya gelen Hüseyin Rahmi, 80 yıllık ömrünün son 30 yılını Heybeliada’da, Şıpsevdi romanından kazandığı 700 altın ile yaptırdığı üç katlı evinde geçirdi. Ancak bu başarılara giden yol pek de çiçekli değildi. Mülkiye Mektebi’ndeki eğitimini hastalığı nedeniyle yarıda bırakan Hüseyin Rahmi için tek bir yol vardı o da yazmak. İlk romanı Şık'ı yazdığında henüz genç bir delikanlıydı. Dönemin edebiyat devi Ahmet Mithat Efendi bu genç yeteneği keşfetti ve onu Tercüman-ı Hakikat gazetesine davet etti. Hüseyin Rahmi, hocası Ahmet Mithat’ın halk için roman anlayışını devraldı ama onu sokağın gerçekliğiyle birleştirerek bambaşka bir boyuta taşıdı.
Hayatındaki en yakın dostu, evin bir odasının da sahibi olan Miralay Hulusi Bey’miş. Aralarındaki bağ o kadar güçlüymüş ki yazarın vasiyeti Hulusi Bey'in mezarının yanına gömülmekmiş (ve öyle de olmuştur). Hulusi Bey'in vefatından sonra büyük bir bunalıma girip bir dönem Mısır’a gittiği söylenir. Kendisi hiç evlenmemiş. Bu konu o dönemde büyük bir merak konusuymuş. Naci Sadullah da bu soruyu sormaktan geri durmamış. Gürpınar döndükten sonra, Ekim 1934’de yayınlanan röportajını şöyle aktarmış:
“—Niçin hiç evlenmediniz üstat?
Bu sualime, o daimi tebessümünü biraz daha sarihleştirerek cevap verdi,
—Maazallah evlenseydim, kavga etmekten iki satır bile yazı yazmaya vakit bulamazdım!
Herkese merhaba, bugün sizlere 2004’te Hindistan’da yaşanan Akku Yadav cinayeti ile ilgili CHRI tarafından yazılan raporun incelemesini yapmak istiyorum. Raporun fiziksel bir baskısı olmadığından incelememi ileti olarak atıyorum. Okumak isteyenler için raporun linki:
humanrightsinitiative.org/publications/po...
İçerisinde çok fazla hukuki terim olduğundan anlamakta zorlandım bu yüzden belgeyi yapay zeka yardımıyla Türkçe'ye çevirerek inceledim. İki metni karşılaştırarak ilerledim, çeviride doğal olarak hatalar vardı fakat orijinal metin ile karşılaştırarak okunduğunda bir sorun olmuyor. Ayrıca olayın üç bölümlük bir belgeseli de var, izlemek isteyenler için:
netflix.com/tr-en/title/816...
İncelemede hem raporu hem de Netflix’te yayınlanan Indian Predator: Murder in a Courtroom belgeselini birlikte ele alıyorum. Daha çok belgesel üzerinden gideceğim çünkü rapor hukuki terimlerle dolu ve bazı detayları atlıyor; belgeselde ise olaylar röportajlarla, görsellerle ve zaman akışıyla daha canlı gösteriliyor, kadınların yaşadığı korkuyu, nefreti ben de hissediyordum. Hassas biriyseniz izlemenizi önermem, zaten çoğu olayı ayrıntı vermeden anlatmaya çalışacağım.
Akku Yadav, gerçek adıyla Bharat Kalicharan, Hindistan’da “basti” olarak adlandırılan, dar sokaklı ve yoksul yerleşim alanlarından biri olan Kasturbanagar’da adeta terör estiren bir figüre dönüşmüş. Mahallede büyümüş, herkesin tanıdığı biri olmasına rağmen zamanla küçük suçlardan sistematik şiddete, hırsızlığa, gaspa, tehditlere ve cinsel saldırılara uzanan bir suç geçmişi edinmiş bir çete lideri. Bir sütçünün oğlu olarak büyüyen Akku, abilerinin çete faaliyetlerine karıştığı bir ortamda yetişmiş; bu durumu normalleştirerek