Kitabı zevkle ve merakla okudum. Ellen'ın bu kadar bastırmak isteyip de bastıramaması sonra tüm benliğinin ortaya çıkması çok etkiledi beni. Bir de en sonlarda "Benim adım Lara." diyerek artık kendi benliğinde olduğunu kabul etmesi de çok güzeldi. Kurgu çok iyiydi fakat bence bazı ayakta kalan kısımlar vardı. Ellen Chris'i öldürüp o bodrumdan çıktıktan sonra gerçekleşmiş aslında tüm kitap. Ama başlarda isimsiz bir hasta olduğunu, Chris'i ona bıraktığını söylemesi vs. gibi durumlar biraz garip geldi bana. Hem böyle bir şeyin olmadığının farkında hem neden kendini böylemişe inandırmış gibi gösterilmeye çalışılmış. Daha farklı bir şekilde hastadan bahsedilebilirdi. Sahaf konusu ayakta kaldı gibi biraz. Bir de annesinin ve babasının o olaydan sonra nasıl bir tepki verdiklerini, Lara'nın nasıl Ellen olduğunun anlatılmaması da kötü olmuş. Bir de o bilgisayarda çıkan fotoğraf Mark ve arkadaşı onu nasıl Ellen'e benzetmediler ki. O Ellen'in ta kendisiymiş aslında. Sadece bu konuda Ellen'in konuşmaları var. "Tanıdık geldi." gibi. Yani henüz açıklanmamış havada kalmış çok fazla konu var kitapta bence fakat çok iyi çok güzel kendini içine alan bir hali de var hikayenin. Bir de bu hikayede beni en çok yaralayan Mark'ın aşkıydı. Sevdiği kadını o şekilde görmesi, iyileşemeyeceğini bilmesi ve doktoru bile olamaması çok yaralayıcıydı.