Yorumlar ve İncelemeler

Esaretin Hikâyesi
6/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2025 22. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2025 17:49
Ev Sahibesi Dostoyevski'nin diğer büyük eserlerine kıyasla biraz daha dağınık, daha deneysel duruyor. Ki zaten erken dönem eserlerinden biri olduğu için pek bir şey beklememek gerekir. Katerina mı hasta, Murin mi şeytani, baş karakter neyin peşinde tam çözülemiyor. Bir anlamda kurtulmak istemeyen bir esaretin hikâyesi gibiydi. Özgürlük arayışı var ama hiçbiri gerçekten özgür olamıyor. Anlatıcı sürekli bir kararsızlık hâlindeydi. Ne kalabiliyor ne de gidebiliyordu. Katerina’ya duyduğu şey aşk mıydı, acıma mıydı, yoksa sadece bir saplantı mı o bile farkında değildi. Maalesef pek beğenemedim.
Edebiyat
Ev SahibesiFyodor Dostoyevski · Antik Dünya Klasikleri · 201013,7bin okunma
Puan vermedi·110 syf.··
2021 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2021 10:55
"Tatar kapıcıları vardı ya..." kitabın son cümlesi ve sizi kitabın arka kapağını kapatmadan önce şaşırtan, hikayeyi açıklayan bir cümle. Dostoyevski gerçekten bir üstat. Suç ve Ceza tadı yok elbette ama kitabın Dostoyevski'nin kaleminden çıktığı o kadar belli ki...
Ev SahibesiFyodor Dostoyevski · Antik Dünya Klasikleri · 201013,7bin okunma
7/10
·110 syf.··
2021 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2021 19:58
Dostoyevski’nin üçüncü kitabı olan ev sahibesi, uzun soluklu öyküsü ile düş ile gerçek arasında sıkışıp kalmayı anlatıyor. Bilim ile uğraşan soylu Ordinov bir gün gittiği kilisede Katerina adında bir genç kıza vuruluyor ve onunla yakınlaşma uğruna Katerina’nın kaldığı yerde oda kiralıyor. Fakat katerina’nın sürekli yanında olan adam kocası mı babası mı bir türlü çözemiyor. Okuyucu da Ordinov ile beraber bu işin peşine düşerken Katerina’nın gerçek ile düş arasındaki yaşamına tanık oluyor. Açıkçası Dostoyevski’nin yazdığı en ufak bir şeyi eleştirmek asla benim haddime değil, zaten çok objektif de olamıyorum bu yüzden ben sadece okurken hissettiğim ve yakaladığım bazı duygulardan bahsedicem. Öncelikle bu kitapta dostoyevski’nin diğer kitaplarına nazaran şiirsel bir yanı vardı. Sanki bazı satırları okurken Shakespeare’den bir parça okuyormuşum gibi hissettirdi. Aynı zaman da dostoyevski’nin sanki insanlığın tüm sırrını çözmüş gibi duygu ve ruh analizlerini okumak çok keyifliydi, konuyla alakası olmayan yerlerde bile kendi hislerimi bulabiliyordum okurken. Fakat kitapta ara ara kim nerede ne yapıyor anlaşılmıyordu. Hani dedim ya düş ile gerçek, tam da böyle şuan hangisi düş hangisi gerçek bazı yerlerde çözmek zor oldu; bazı yerlerde ise okuyucuya bırakılmış açık uçlu ifadeler vardı. Biraz bulmaca tadında, dönemin sosya-kültürel şartlarına değinirken karakter analizlerin bol olduğu ve ufak çaplı aşk üçgeni diyebilirim. Mutlaka okunmalı demiyorum ama okunmaya da değer dostlarım.
Ev SahibesiFyodor Dostoyevski · Antik Dünya Klasikleri · 201013,7bin okunma
7/10
·107 syf.··
2023 49. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2023 12:25
Vasily Ordinov, taşındıktan sonra yaşadıkları karşısında hayrete düşer. Katherina'ya aşık olur ve başına gelmedik olay kalmaz. Ordinov'un taşındıktan sonra ilk 2 yıl kendini eve kapatmasına gıcık oldum ama bir o kadar da ilimle uğraşması hoşuma gitti. Sonralarında yaşanan olaylar, hepsinin delirmiş olduğunu düşündürttü bana. umutsuzluk, aşk, cinayet, şebeke vs. olaylar karışık. Bazı yerlerinde sıkıldım ama bir yerden sonra sardı. Ordinov'un yaşadıkları bence ona bir yol olmuştur, hayattan bir ders çıkarmıştır.
Ev SahibesiFyodor Dostoyevski · Antik Dünya Klasikleri · 201013,7bin okunma
Puan vermedi·110 syf.··
2020 18. kitabı
Aşk acısı çekenler, depresyonun kıyısında olanlar bu kitap tam size göre.Aq adamı öyle bi anlatıyor ki sanki kitap okumuyorum film izliyorum.Beni en etkileyen kitaplar arasındadır. Sana puanım 9 dostoyevski kankam
1000Kitap
Ev SahibesiFyodor Dostoyevski · Antik Dünya Klasikleri · 201013,7bin okunma
3/10
·168 syf.··
2023 108. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2023 16:50
En iyi kitapları en büyük yazarlar yazıyorsa. En kötü kitapları da onlar yazmış olmalı! Ev Sahibesi, ile alakalı Fyodor Dostoyevski'nin az bilinen efsanesi dediklerine bakmayın sakın. Kitap gerçekten bir hayli kötüydü! Bu kadar kolay anlatılabilecek bir kaç öyküyü -en son bölümdeki öykü hariç- anlatılabilecek en dolambaçlı yoldan anlatması bir yana. Her bir bölüm birbirinden son derece uzak, son derece kopuktu. -Yazıldığı dönemde de zaten büyük eleştiriler almıştı- Ev Sahibesi, ne kadar Karamazov Kardeşler ve Suç ve Ceza’nın tohumlarını taşısa da, Fyodor Dostoyevski'nin gençlik eseri olduğu çok belli. Fyodor Dostoyevski, Ev Sahibesi'nin karakteri aracılığıyla, toplumun beklentileri ve sınıf ayrımlarının insanlar üzerinde nasıl baskı oluşturduğunu göstermeye çalışmış olsa da; bu konu da başarısız olmuş. Bunun yerine daha çok, toplumun kabul ettiği roller ve normlar tarafından şekillendirilmiş karakterlerle birlikte, okurken mutsuzluğu artmış bir okuyucu elde edebilmiş sadece… Özetle; Fyodor Dostoyevski, Ev Sahibesi'nin diğer büyük eserleri kadar derinlikli ve çarpıcı bir etki yaratmadı bende. Karakterlerin gelişimi ve hikayenin akışı büyük ölçüde tutarsızlık gösterdi. Yazarın diğer eserlerindeki kadar keskin ve etkileyici bir toplumsal eleştiriye sahip olmaması da dikkat çekiciydi. Ev Sahibesi, Fyodor Dostoyevski hayranları için ilginç bir okuma olabilir, ancak daha geniş bir kitleye hitap etmekten uzak bir kitaptır.
1000Kitap
Ev SahibesiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202413,7bin okunma
7/10
·168 syf.··
2024 61. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2024 21:50
Betimlemelerin ustası diyebileceğimiz bir yazardan, duyguları en ince ayrıntılarına kadar hissederek anlatan bir eser beklenirdi elbette. Kitapla ilgili olarak, seyahate giderken okunacak kitaplar arasında ne hafif ne de ağır bir roman sayılabilir. Zaman zaman kendi aleminde kaybolurken, bilmediğimiz bir yaşam ortamını, tarihin o devrindeki yaşantısını ve insanların ne denli zengin kişiliklere sahip olduğunu gösteriyor diyebiliriz.
Edebiyat & Roman
Ev SahibesiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202413,7bin okunma
"Mutluluğu geçmişte aramanın ne anlamı var?"
6/10
·168 syf.··
2023 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2023 22:40
Ev Sahibesi, içerisinde kitaba da adını veren öykü ile birlikte toplam 4 farklı hikayeden oluşan bir novella ve Dostoyesvki kronolojik okuma sırasında üçüncü sırada yer alan eseridir. İlk çıkardığı İnsancıklar kitabı okuyucular tarafından çok sevilmese de eleştirmenler -özellikle de Belinski- tarafından övgülere boğulmuştur. Ancak ikinci kitabı Öteki hem okuyucular hem de eleştirmenler tarafından ağır eleştirilere maruz kalmıştır. Karşılaştığı bu tepkiler sonrasında yazar daha iyi eserler otaya koymak ister. Kitabında da Ev Sahibesi ve Polzunkov öykülerinde yazarın tekrar o tutunma ve beğenilme arzu çabasını hissetiğimi söylebilirim. İki öykü çünkü "Bay Proharçin" ve "Dokuz Mektupluk Roman" öyküleri Ev Sahibesi'nden önce yazılmış olup aynı zamanda yine ağır eleştiriler alan öyküleri olmuştur. Fyodor Dostoyevski'nin bu eserini okurken biraz zorlandım. Zorlanma sebebim de olayları birbirine bağlama noktasında kopukluklar ve gizemli bıraktığı konuların fazlaca olması oldu. Bilhassa Bay Proharçin ve Dokuz Mektupluk Roman öyküleri. Özellikle de Dokuz Mektupluk Roman öyküsünde ne anlatmak istediğini ve olayın ne olduğu kafamda asla oturmadı. Bu nedenle okurken zorlandım ve keyif almadığım çok yer oldu. Polzunkov ise içlerinde en sevdiğim öykü oldu. Mizahi bir yol seçerek aslında acı verici bir durumu okura aktarıyor. Hem anlatım tarzından hem olaydan okurken çok büyük keyif aldım. Ev Sahibesi öyküsünde ise giriş kısmını çok beğendim okurken tam Dostoyesvki tarzı diyorsunuz ancak gelişme ve özellikle sonuç kısmı yine benim için oldukça havada kalan kısımlar oldu. Bu eserinde yazarın ciddi anlamda bence edebiyat dünyasında kalarak yaşamını devam ettirme ve bir şeyler ortaya koyma çabası bence hissediliyor. Ancak bu kaygı ve tutunma çabası önünde beğenilme daha ön planda olduğundan
Edebiyat
Ev SahibesiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202413,7bin okunma
Ev Sahibesi
5/10
·171 syf.··
2024 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2024 16:00
Dostoyevski alkol bağımlısı bir baba, hasta bir anne ve beş kardeşiyle birlikte büyüdü. Annesinin ölümünden sonra sıkı disiplini ile bilinen Petersburg Mühendis Okulu’na gitti. Okul sonrasında çalışmaya başladığı İstihkam Müdürlüğü’nden istifa edip yazarlığa başladı. Bu ilk yazarlık döneminde İnsancıklar, Ev Sahibesi, Beyaz Geceler gibi eserlerini yazan Dostoyevski, devlet aleyhine bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklanıp dokuz ay hapis cezasından sonra idama mahkum edildi. İdam cezası, son dakikada Sibirya’da dört yıllık sürgün cezasına çevrildi. Sibirya dönüşü evlenen Dostoyevski’nin ikinci yazarlık dönemi başladı. Bu dönemde Suç ve Ceza, Karamazov Kardeşler, Yeraltından Notlar gibi dünya klasikleri arasında yer alan eserlerini yazdı. Bu eser yazarın gerçekten de acemilik dönemlerini çokça yansıtıyor yada ben yazarın baş yapıt eserleri olan Karamazov Kardeşler ve Suç ve Ceza'yı öncesinde okuduğum için beklentilerim çok yüksekti. Belkide gerçekten yazarların kitaplarını kronolojik sıraya göre okumalıyız yoksa sonrasında hayal kırıklığı yaşatabiliyor. Zamanında “Muhteşem Çöp” olarak anılan eser ile ilgili yapılan eleştiriler arasında; yapmacık, zoraki, yapay ve uydurma gibi ifadelere yer verilmişti. İster istemez kıyaslama yapıyor ve bu eseri Dostoyevski'nin en beğenmediğim eseri olarak adlandırıyorum. Gereksizce uzatılan, kafa karıştıran ve bittikten sonra 'bu ne böyle ne okudum şimdi' diyebileceğiniz bir eser. Hiç Dostoyevski'nin eserlerini okumamış ve yahut baş yapıt eserlerini okumamış olanlar belki keyif alarak okuyabilir. Dostoyevski'nin tarzını, insanların iç dünyalarını, ruh hallerini ve çatışmalarını ustalıkla anlatan eserleriyle tanışmaya öncelik olarak bu eser ile başlanabilir. Eserin kısaca konusu ise Petersburg’daki evinden taşınmak zorunda kalan
1000Kitap
Ev SahibesiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202413,7bin okunma
7/10
·128 syf.··
2026 169. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 23:48
~Ev Sahibesi Ordınov ve etrafındaki tuhaf insanların romanı :) İnsan psikolojisini ve saplantılı ilişkileri oldukça karanlık bir atmosfer içinde anlatan yer yer okuyucuya “ben ne okudum” şimdi dedirten bir roman diyebilirim. Hikâye boyunca yalnız ve içine kapanık bir karakter olan Ordınov’un, gizemli bir kadın (Katherina) ve onun baskıcı ilişkisiyle karşılaşmasını okuyoruz. Başlarda sakin ilerleyen olaylar zamanla daha rahatsız edici ve sevimsiz bir hâl alıyor. Kitabı okurken en dikkat çekici şey, karakterlerin ruh hâllerinin çok yoğun verilmesiydi. Özellikle korku, bağımlılık ve güç ilişkileri hikâyenin merkezinde yer alıyor. Dostoyevski burada yine insanların iç çatışmalarını ve karanlık yönlerini başarılı bir şekilde işlemiş ancak bazı kısımlarda ne gerek vardı buna şimdi dediğim yer sayısı oldukça çok :). Yer yer karmaşık ve ağır bir havası olsa da psikolojik açıdan insanı içine çeken bir roman. Okumak isteyenlere yine bu yayın dışında çevirisi güzel olan bir yayıncıdan okumalarını tavsiye ederim, keyifli okumalar :) Fyodor Dostoyevski
Duygu ve Düşünce
Ev SahibesiFyodor Dostoyevski · Kızıl Panda Yayınları · 202313,7bin okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.