Acı çekmek ne demekmiș asıl șimdi anlıyordum. Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiș attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baștan așağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir șeydi. Kolları, bașı dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir șey.
Onların (melankoliklerin) güçlü yanı duyarlılıkları, anlamı ve onun yokluğunu hissetmeleridir; onların topluma armağanları budur. Duyarlılık, hâlâ kurtuluș vaat eden yegâne insan istidadıdır.