İlk defa bir kitabın dizisini, kitaptan iyi bulmama sebebiyet veren bir eserle muhatabım. Sürekli gereksiz bilgiler veriyormuş seviyesinde detaylı ve çok betimlemeli buldum, Sakarya'ya yağan karın aq dedim sonunda. Murder mystery olarak değerlendirdiğim için mi slow paced geldi bilmiyorum ama uzuuunn uzun belgeseli anlattığı yerlerde bile çok bariz bir analoji olmasına rağmen gereksiz bir derinlik yakalamaya çalışıp başarısız olduğunu düşünüyorum. It's never that deep Emrah Abi ya. Şule sadece kalabalık yapsın diye yazılmış hissi verdi, Behzat gibi başkomiser birinin çatlak bir yabancıyla olan bu yakınlığı o kadar mantıksızdı ki katil o mu acaba bile dedirtti. Suç açısından bütün olaylar iyiydi özellikle Betül cinayetinin zanlılarını son dakikaya kadar bulamadım. En sona plot twistimsi sürpriz/şok olay yaratılmaya çalışılmış ama sürekli Behzat'ın sanrılarından, rüyalarında, bitmeyen throwbacklerinden, hatırlatıcı tekrar diyaloglarından onu da görünce şaşıramadım. Bir kere diyaloğu ver geç kardeşim, yetmezmiş gibi tam bomba patlayacakken araya daha fazla ipucu atınca da anlamı kalmıyor. Kitabı az az ve uzun sürede okuyan kişilere bana batan her şey o kadar batmayabilir, hafızada daha az izi kalacağından kümelenmeyebilir. Yine de aradığım hypei bulamadım, ha bi de sadece Berna gerizekalı dedirtti üstüne. Dümdüz bitmesin diye de gerek var mıydı? Bence yoktu...