Kitabı okumadan önce Didem Madak'ın hayatına benim yaptığım gibi bir göz atarsanız daha faydalı olacaktır. Tamamen yaşanmış olaylar ve hikayeler üzerinden yazılmış bir şiir kitabı. Özellikle kaybettiği annesine ithaf edilmiş şiirler. Mutsuzken insan yazarak ifade eder kendini bazen, biz de bu kitabı okurken mutsuz birinin hayatını dinliyoruz aslında. Bir şiir kitabı deyince bende ön yargı oluşuyor tam anlamayacağıma dair. Bunda öyle olmadı ama dediğim gibi bu kitabı hissetmek adına öncesinde hayat hikayesine bir göz atın derim.
George Orwell‘in 1984 kitabını okuduğumda böyle hissetmiştim en son. Korkuyu ve böyle bir olayın yaşanması ihtimalini her hücremle hissettim. Körlük salgını olduğunu, karantinaya alındığımı, yeme içme ve diğer bütün temel ihtiyaçlarını karşılamanın aslında o kadar da sıradan şeyler olmadığını düşündüm. Farkında değiliz gördüğümüzün, duyduğumuzun, hissettiğimizin ve hatta yaşadığımızın. Körlerin içinde gözleri gören tek kişi olduğumu hayal ettirdi kitap sonra. O daha büyük felaketti, çünkü gördüklerini anlatmak bi yana, diğerlerinin düştüğü duruma şahitlik edip elinden bir şey gelmemesi asıl sorun. Ağır içerikli sayfalar da mevcuttu kitapta ve bu da okuyanı hem kitabı kapatmaya zorluyor hem de daha derinden acı duygusunu hissettiriyor. Çok başarılı bir kurgu ve yazarın diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132bin okunma