"O zaman…İvan İvanoviç belki mesleki ürünlerinizle, yani resimlerinizle ödemenize razı olur borcunuzu..."
"Bu resimlerle mi? Eksik olmayın, kalsın! İnsanın gönül rahatlığıyla duvarına asabileceği asil bir konuyu ele almış tek resim görebiliyor musunuz siz şurada? Şöyle, göğsü nişanlarla dolu bir general ya da Prens Kutuzov'un bir portresi, örneğin? Ama resim diye yaptıklarına bir bakın: Mintanlı bir mujik! Boyalarını karan hizmetlisi olacak haylazın portresi! Olur şey değil: Bir domuzun portresini niye yapar insan? Ense köküne bir tane indirmek boynumun borcu olsun o domuzun: Kapı, pencere sürgülerinde tek çivi bırakmamış, söküp söküp almış hepsini alçak herif! Şu resimlere bir bakın, Tanrı aşkına: Odasını çizmiş! Oda da çizilir elbet, çizilmez değil... ama temiz, derli toplu bir odaysa…Bununki domuz ahırı gibi: Ortalıkta ne kadar pislik, çöp varsa hepsini resmetmiş! Evimi, odalarımı ne hale getirdiğini kendi gözlerinizle görün memur bey. Benim burada yedi yıldır oturan kiracılarım var: Albaylar var bunlar arasında, Anna Petrovna Buh misterova var…hangi birini sayayım? Ben size bir şey söyleyeyim mi memur bey: Dünyada ressam takımından daha kötü kiracı yoktur! Domuz ahırına çevirirler evi, pislik içinde yaşarlar. Bir daha mı, Tanrı göstermesin!"
Zavallı ressam sabırla dinlemek zorundaydı bütün bu aşağılamaları.