Keşke bir bakışta ona şunu söyleyebilseydi: Hayat her zaman böyle olmayacak. Senin hayatın aniden harika bir şeye dönüşebilir. Bu mümkün. Benim başıma geldi.
Eh kim bilebilirdi? Belki de çocukların kafalarında hayali kalıplar yoktu. Ya da belki kafalarının içindeki hayali kalıplar Marie'nin kafasının içindeki hayali kalıplardan tamamen farklıydı. Ki işin güzelliği de buradaydı, çünkü, ne de olsa bunlar küçük bireylerdi! Siz yalnızca onların bakıcılarıydınız. Sizin hissettiğiniz gibi hissetmek zorunda değillerdi; yalnızca kendi bildikleri gibi hissetmeleri konusunda desteklenmeleri gerekiyordu.
Kafanın içinde küfür mü ediyorsun? dedi babası kafasının içinde. Mert ol, delikanlı, erkek ol. Küfür etmek istiyorsan, yüksek sesle küfret.
Yüksek sesle küfür etmek istemiyorum.
O zaman kafanın içinde de küfretme.