Olayları koştur koştur anlatan bir kitap...
Bazen yoruyor ama çoğu zaman merak ettiriyor.
Atiye'nin bitmek tükenmek bilmeyen batıl inanışları, her olayı kafasına göre yorması... Evdeki herkesin çeşit türlü hevesleri... Birini bırakıp birine başlamaları... Dirmit'in ayrı dünyası, şiirleri...
Velhasıl hep akışta olan, süreğen bir eser. Latife TekinSevgili Arsız Ölüm
Uzun zamandır 'bu tarz kitaplar okumamalıyım' diye direndiğim bir roman türü: insana kalabalıkların içindeki yalnızlığını hissettiren, hayattaki alışılmışlıkları sorgulatan, farklı olduğunu düşündüren ve farklı olanı aratan... Kısaca insanı toplumdan soyutlayarak kendi içine döndüren yazılar...
E bu kötü bir şey mi?
Aslında değil tabiki. Hayatı farkına vararak yaşamak güzel.
Ama işte her bünye bunun altından kalkamayabilir. Hayatı zorlaştırıyor bir bakıma. Oysa herkes gibi olmak ne kolay!
"Yaşamanın amacı alışkanlıktı, rahatlıktı. Çoğunluk çabadan, yenilikten korkuyordu. Ne kolaydı onlara uymak!" S. 52
"Üç oda, bir mutfak, iki çocuk düşü ile başlayan mutluluk oyunlarını görmezden gelememek." ise ne zor!
"İnsanları ciddiye almadan, onlara kızmadan, saçmalıklarına için için gülmeyi öğrenememek."
Hayatı ciddiye alarak, detayları görerek yaşamak zor evet. Ama zor elde edilen daha kıymetlidir.
'Toplum seni yargılasa da dışlasa da doğru olduğunu düşündüğün şeyden vazgeçme!
Bir de gerçek sevgiyi aramaktan vazgeçme!' diyor yazarımız.
Ben sevdim. Yalnızlığınızla barışıksanız okuyun bence.
(Bu arada kitabın dili çok akıcı. Bir çırpıda okunur ama durup durup okumayı tercih ettim ben. Öyle daha kalıcı okuma oluyor gibi geliyor bana.)
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma
Uzun bir yaşam : İçinde haddinden fazla zevk/sefa, bolca pişmanlık, yeterince sevgi ve sevdikler, fazlasıyla kayıp/ ölüm, açlık/sefalet, çalışma ve mücadele...
Ne olursa olsun yaşamaktan vazgeçmeme.
Hepsini yaşamak olarak kabullenme.
Bir çırpıda okunan -dinlenen de diyebiliriz aslında çünkü gerçekten yaşlı bir amca hayatını anlatıyor da siz dinliyormuşsunuz gibi hissettiriyor- bir uzun hikâye.
Tavsiye edilir.
Çok akıcı bir roman okurmuş gibi okuduğum ama hiçbir şey anlayamadığım bir eser. Şaşırtıcı gerçekten...
Kelimeler hep bir yerden tanıdık ama kırk yıl düşünsem yan yana kullanılabileceği aklıma gelmez.
Sonlara doğru iyice insana kendi zekâsını sorgulatan şiirler.
Okuduğum için pişman mıyım? Hayır.
Ama tekrar okumam gerekir -anlayarak mümkünse-
Yedi Güzel AdamCahit Zarifoğlu · Beyan Yayıncılık · 202321,7bin okunma
Kitap sürükleyici.
Özellikle mekân betimlemelerini çok sevdim. Beyoğlu'nun tarihiyle, dokusuyla, kültürüyle dolu dolu anlatımı hoştu.Ama olaylar, kitabın en sonunda birden çözüme bağlanıyor kısa ve net bir şekilde. Halbuki baştan beri her şey detaylı ve uzun uzun anlatılıyordu, bu beni şaşırttı biraz.
Polisiye gerçekten sevmediğim bir tür, onu tekrar anladım. Heyecan tamam ama gerginlik pek isteyeceğim bir şey değil. Sevenlere tavsiye edebilirim.