Evet hayat bazen imkânsız gibi görünür… Ama seninle beraber akmaya devam ediyor. Ve o akışın içinde mutlaka sana tutunacak bir dal var bunu unutma ve ilerle diyor sanki kitap.
Hayat İmkânsızMatt Haig · Domingo Yayınevi · 20245,9bin okunma
“Kınalı Serçe” bence sadece bir tarihi hikâye değil, aynı zamanda bir aramak kitabı. Küçücük bir serçeye yüklenen sembol, aslında hepimizin hayatında arayıp durduğu şeyleri hatırlatıyor: anlamı, köklerimizi, içimizdeki çocukluğu, bazen de hiç kapanmayan bir boşluğu.
Kitabı okurken en çok hissettiğim şey, zamanın akışının insanı nasıl dönüştürdüğü oldu. Sarayın ihtişamı, küçük bir çocuğun gözünden bakıldığında o kadar kırılgan görünüyor ki… Tarih kitaplarının donuk sayfalarından tanıdığımız o dönem, burada canlı, sesli ve duygulu bir hale geliyor.
Şermin Yaşar’ın dili öyle yalın ki, anlatılanlar sadece geçmişte yaşanmış bir hikâye değilmiş gibi; sanki kendi ailemden, kendi çocukluğumdan bir kesitmiş gibi hissettirdi. Özellikle serçenin sembolü bana çok dokundu: küçücük, zayıf görünen ama aslında koca bir göğü omuzlayacak cesareti olan bir varlık.
Kitabı bitirdiğimde içimde hem bir hüzün hem de hafif bir umut kaldı. Hüzün; çünkü bazı şeylerin asla geri gelmeyeceğini anlıyorsun. Umut; çünkü o kaybolan şeylerin izi, bir serçe gibi hep yanı başında, kalbinde yaşamaya devam ediyor.
Benim için “Kınalı Serçe”, bir masal tadında başlayıp derin bir insanlık sorgulamasına dönüşen bir yolculuktu. Okurken sık sık kendime şu soruyu sordum: “Benim kınalı serçem ne? Ben neyin peşindeyim?”
Kınalı Serçeİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 20251,785 okunma
Karakaterimiz, başlangıçta;Kırılgan, öfkesini bastıran, geçmişe takılı biri.Süreç içinde; Sorgulayan, fark eden, dönüşmeye çalışan birine evriliyor sonunda ise kendini anlamış, affetmiş ve kabul etmiş bir “ben” ile tanışıyor. Sizde hayatınızda bir dönüm noktası yaşamak istiyorsanız, sık sık ben kimim diye soruyorsanız, aile tranvaları, kırgınlıklar, affetme ihtiyacı duyuyorsanız veya devamlı kendinizi yargılıyor ve iç huzur arıyorsanız, spiritüel farkındalık yaşamak istiyorsanız bu kitabı okuyabilirsiniz.
Yazarı Ayşe Balıbey'i Cem İşçiler ile yaptıkları pod-castlerle tanıdım. Kariyer hayatı ilgimi çekti avukatlığı bırakıp senarastlik yapması, kitap yazması, podcastler, son olarak da radyo programı .Bazen yazarı merak edersin ve kitabı alırsın ya benimki de öyle oldu yani. Kitaba gelecek olursak bir oturuşta okunacak bir kitap. Günlük konuşma diliyle yazılmış . Komedi filmi izleme tadında. Edebi değeri yok belki ama kafa dağıtmak kitap okurken gülmek isterseniz okuyabilirsiniz.
Bir arkadaşımın Bosna'ya gitmesi ve orada yaşayan halkın Türkleri ne kadar sevdiğini savaşta Türklerin onları kurtarmaya gelmeleri beklediklerini söylemesi ile Bosna'yı ve Bosna Savaşını merak etmeye başladım ve böylelikle de bu yazarla tanıştım. Bu yazarın ilk olarak Kurşunların Da Rengi Var kitabını okudum ve savaşların ne kadar acımasızca olduğunu çocukların savaşta neler hissettiğini bir çocuğun sesi ile çok güzel anlatılmış olduğunu gördüm. Kitabı okurken bazen bırakıp nefes almak istediğim oldu okurken ben kendimi bu kadar kötü hissetmişken olanların yaşarken neler hissettiğini empati kuramadım belkide kurmak istemedim bu bana çok ağır gelmişti çünkü. Kitabı okumamım üzerine yıllar geçti ve bu yazarın Ukrayna ile attığı bi twetını sayfama düşmesi ile yeni bir kitap yazdığını gördüm ve " Kurşunların Rengini Yıldızlarla Değiştirdim " kitabını aldım ve 1 günde okudum. Edebî olarak sizi doyuracak bir kitap değil belki ama empati kurma noktasında sizi avucunun içine alan bir kitap. Ülkemizde bu kadar mülteci varken onların neler hissettiğini veya hissedebileceğini size gösteriyor. İlk kitapta bir savaşta çocuk olmanın ne olduğunu anlatırken bu kitapta size savaş sonrası çocukların neler hissettiğini neler yaşadığını gözler önüne seriyor ilk sayfasından son sayfasına kadar gözlerimde yaşlarla okudum. Artık savaşların olmaması hiç bir çocuğun böyle şeyler hissetmemesini dileyerek yazıma son vermek istiyorum ama bunun olamayacağını malesef biliyorum. Herkese iyi okumalar.