Başka kitaplar okurken atıştırmalık gibi aynı anda bu eseri de okuyabilirsiniz. Yazarın bir çok kitabını okudum. Öyküleri, okuyucuya aktardığı duygular harika. Okurken, aksiyon filmine başlamış gibi oluyorsunuz, dış dünyadan uzaklaşıp kitabın içine çekiliyorsunuz.
3,2,1...BAŞLA!
Bir doktorun, saplantıya dönüşen duygularının ardından kendisini Amok koşucusu olarak adlandırdığı bu kitapta, ana karakterimiz doktor ve evli olduğu halde başkasından hamile kalan, eşinden gizlice kürtaja gelen bir kadın ile başlıyor hikaye. Doktor, yasal olmadığı gerekçesiyle onca dökülen dil ve sunulan para teklifini reddediyor. Kadın, doktora muhtaç olmadığını sert biçimde belirterek muayenehaneyi terk ediyor. Kadının kendinden emin tavırları, gururu, doktoru çok etkiler. Onun diğer kadınlardan farklı olduğunu düşünerek, içten içe farklı duygular beslemeye, ona yardım etmek istediğini fark eder. Günlerce izini sürer. Uzun arayışlar sonunda bulduğu kadına, kürtajı yapacağını söyler fakat kadın inanmaz ve doktorun sırrını ifşa edeceğini düşündüğünden ötürü, teklifini kabul etmez. Kadının merdiven altında başka bir yere gittiğini duyan doktor hemen olay yerine gelir lakin çok geç kalmıştır, kadın enfeksiyon kapmış ve kan kaybından ölmek üzeredir. Doktordan sırrını saklaması için elinden geleni yapmasını isteyen kadın vefat eder. Kocası kadının ölüm şeklinden şüphelenir ve cesedi otopsi için Avrupa'ya göndertmek ister bunu duyan doktor da tabut ile birlikte o gemiye biner, amacı tabuttaki sevdiği kadının cesedini kaçırmak çünkü sırrını kimseler bilmemeliydi. Tabutu kaçırmaya çalışırken, tabutla birlikte denize düşen kişi Amok koşucusuydu...
'Söz konusu başkalarının derdi olunca nasıl da hep daha zeki, daha nesnel oluruz. ' - Stefan Zweig