Evet kalp bir tulumba değildir. Nasıl ki insan, yetmiş kilo kemikli et değildir. Biz her şeyi dış görünüşünden ibaret sanan maddeci mektebe aykırıyız. Eğer işi mutlaka maddi bir kıyasa dökmek lazımsa,bildirelim ki, vazifelerin belki de en küçüğü damarlara kan basma olan kalpten onbinlerce sinir geçiyor. O yerini bir başkasına verince yabancı bir kalp veya makine ile değiştirilince ne olacak? Bu sinirler hangi faaliyete memur edilecek ve manevi hayatımızda ne gibi bir inkılaba, ihtilale yol açacak?… Yoksa çürük bir diş siniri gibi vazifeden düştüğü mü kabul edilecek?… Girift insan yapısındaki kalpte toplanan merkezi nizam inkar mı edilecek?… Nitekim maddemiz bile ruhumuza ait bir esrar hazinesinin yerine bir yabancının gelmesini kabul etmiyor, onu reddediyor,kusuyor,atıyor. Gerisi şarlatanlık!… Her şey gösteriyor ki, kalp yalnız bir tulumba değildir, her faaliyeti içine toplayan bir santral, bir nur mahfazasıdır. Dünyayı dört köşe görenlerin anlayacağı bir mevzu olmaktan da uzak…