Cengiz Aytmatov, bu eserinde sembolik anlatımın inceliğini gösteriyor. Anlatmak istenilenin edebiyatla nasıl da güzel ortaya çıktığını görüyoruz. Kitabın sonunda “Beyaz Gemi Üzerine Açıklamalar” başlığı altında yapılan eleştirilere cevap vermesi Aytmatov’un kalitesini bir kez daha gözler önüne seriyor. Kitabı okuduktan sonra kitap üzerine yazılan incelemelerden edindiğim bilgilerle eserin simgelediklerini daha çok anladım. Orozkul(Rus kulu demekmiş) baskıcı rejimin, Mümin(İsim tesadüfi seçilmemiş) dede bu baskı altında yaşayan insanların, Beyaz Gemi özgürlüğün,gidebilmenin, çocuk saflığın, geleceğin simgesi. “Onun iki masalı vardı. Biri kendisinindi ve başka kimse bilmezdi. Ötekini ise dedesi anlatmıştı ona. Sonra ikisi de yok olup gitti. Şimdi biz bunlardan söz edeceğiz.” sözleriyle başlayan kitabın sonu şaşırtıcı ve etkileyici. Yaşanılan dönem, içinde tatlı bir efsane barındıran bir hikayeyle ancak bu kadar güzel anlatılabilir. Çocuğun hayal gücü, yaşama verdiği değerler, küçük yaşına rağmen inandıklarının arkasında durması, vicdanı mükemmel anlatılmış. İncelememi kitabın sonunda çocuğa söylenen sözlerle bitiriyorum: “Çocuk kalbin, çocuk ruhunun bağdaşamadığı her şeyi reddettin. İşte beni teselli eden de budur. Bir şimşek gibi yaşadın sen. Bir defa çaktın ve söndün. Şimşeği çaktıran göktür. Ve gök ebedidir. İşte Burdur beni teselli eden. Bir başka tesellim daha var: İnsandaki çocuk vicdanı, tohumdaki öz gibidir. Ve o öz olmadan tohum filizlenemez, gelişemez. Yeryüzünde bizi neler beklerse beklesin, insanoğlu doğdukça ve öldükçe, insanoğlu yaşadıkça, hak ve doğruluk denen şey de var olacaktır.”
Sana senin sözlerinle veda ediyorum:
“Merhaba, Beyaz Gemi, ben geldim!”