Kitabı bitirmeden yorum yazmak istedim. Bitirince bir daha güncellerim muhtemelen. Spoiler olabilir!
Kitabın kapağına bakınca diyorsun ki kesinlikle karanlık fantastik bir kitap okuycam. Çok iyi bir şey geliyor gibi hissediyorsun. Bir de bir sürü farklı tür var. Evren inanılmaz iyi. Yok yani.
Bir de Yazar yeni bir dünya yaratmak yerine bizim dünyamızda ankatıyor. Bu da çok ilginç geliyor. Farklı bi şeyler denemeye çalışılmış. Taktir ediyorsun ama bir harita olabilirdi. Kroki gibi.
Yazar keşke üçüncü bir gözle yazmasaydı. Hikâye girmek zor oldu.
Şimdi iki kız kardeş var. Anneleri öldürülüyor. Evin salonunda. Bunlar baya köklü bir aile. Ölüm Büyücüsüler. Medyum gibi ama büyücü/cadı arası bir şey. Faniler zümresinde en üstteler. Neyse. İki kız kardeş hemen cenaze işleriyle ilgeniyorlar. İçlerinde gram üzüntü yok. Annelerinin ölüm kaydını kalp krizi olarak geçirtiyorlar. Ya diyorsun bunlar mı öldürdü acaba. Yok yani. Bir de otopsi yapmak isteyen adama, bir sürü hakaret ediyorlar. Başlarından savuyorlar. Yasta yok. Yazar bu kısmı daha iyi aktarabilirdi. Çok hızlı her şey gerçekleşti. Hikâyeyi daha derin beklerdim. Karanlık ve kasvetli hava güzel olurdu.
Bundan sonra diyorsun ki hani anneniz öldürülmüş hem de evinizde, suçluyu bulacaksınız. İz süreceksiniz. Napıyorlar kafeye gidiyor. Zaten küçük kardeş bir garip. Kafede arkadaşlarına rastlıyor. Biraz önce annesinin cenazesi yokmuş gibi eğlenip gülüyor. Dedikodu yapıyor. Bir de bu kardeşle bizim Ophelia'nın küçüklük hayalleri birlikte dünyayı gezmek. Bunlar evlerine gidiyorlar. Ev de dememek gerek. Köşkten daha büyük.
Birgün sonra kapıya bankacılar geliyor. Evi, anneleri hipotek ettirmiş. Kişisel ihtiyaçlar için 35 bin dolar diyince. Fiyat algımı kaybettim. 35 bin dolar için ev mi hipotek etiririlir? 5 bin dolar da