Maria Puder bana bir ruhum bulunduğunu öğretmişti ve ben de onun,şimdiye kadar rastladığım insanlar arasında ilk defa olarak,bir ruhu bulunduğunu tespit ediyordum.
O zamana kadar bütün insanlardan esirgediğim alaka,hiç kimseye karşı tam manasıyla duymadığım sevgi sanki hep birikmiş ve muazzam bir kütle halinde şimdi bu kadına karşı meydana çkmıştı.
Bugün bana bir tercih hakkı sunuldu,Önder tarafından.Ve bana bu tercih hakkını sunarken,yanıtımı bildiği halde bunu yaptı.
Bana dedi ki,"Seç güzel kızım,Bartu mu yoksa Yankı mı?"
"Onlara ne olacak" diye sordum.
"Birisi zarar görecek," dedi.
"Ben zarar görürüm,onların yerine," dedim.
"Sen benim zarar veremeyeceğim tek gözbebeğimsin," dedi.
"İkisi de zarar görmesin," dedim.
"Seçmezsen ikisinede zarar veririm," dedi.
Sonra durdum.Ve hangisinin acısını kaldıramayacağımı düşündüm,ikisinin de acısını kaldıramazdım.Bir tarafımda beni her fırsatta iyileştiren,sesime ses olan Yankı vardı.
Bir tarafımda beni iyileştirmek için kendi acılarını yok sayan,sessizliğime sessiz sevgisiyle karşılık veren Bartu vardı.
Hangisinin acıyı kaldıramayacağını düşündüm,hangisinin daha güçlü olduğunu ve hangisinin vazgeçmeyeceğini.
"Yankı," dedim ardından Önder'e."O zarar görsün.Bartu kaldıramaz,o kadar güçlü değil."
Benim seçtiğim yine Yankı oldu ama bu sefer,bu onun iyiliği için değildi.
"Dördüncü Sokak Nöbetçisi,Lal Sarca"