Dorian Gray'in Portresi , okurken beni hiç sıkmayan ve bir solukta bitirdiğim bir kitap oldu.
olay örgüsünün yanında karakterler arasındaki diyaloglarla felsefe, din, sanat, aşk üzerine düşünceler ve farklı bakış açıları da mevcut.
Kitabın konusuna gelecek olursak Dorian Gray'in herkesi hayran bıraktıran büyüleyen saf bir güzelliği vardır ki bunun farkında bile değildir. Onun bu güzelliğine beğenmekten öte hayran olan ressamımız onun portesini çizmek ister ve bu sayede Dorian Gray ona bu ileri narsist düşüncenin tohumlarını atan diğer bir karakterle tanışır.
portre tamamlandıktan sonra beklenmedik bir şey olur dorian'ın dileği gerçekleşir. yıllara ve yaptığı kötülüklere rağmen kendisi hala güzelliğini korur yaşlanmakta olan portredir.
ve bu sayede dorian durdulamaz bir yaşam sürmeye ve yaptıklarını masumiyetinin ve güzelliğinin arkasına saklar.
yaptıklarını ve nedenlerini açıklamalarnı okuyunca anıyorsunuz narsizminin boyutunu
ama ben çok harry'nin düşüncelerini çok uç ve öte buldum. ilginç bir karakter ki dorian'ın karakter gelişimindeki rolu çok çok fazla diyebiliriz.
Finaliyle ve olayların aktarılış biçimiyle etkilendiğim ve üzerine düşünüdüğünde bir çok yeni anlamlar çıkarılabilecek bir kiyap olduğunu düşünüyorum.