Geçtiğimiz yüzyıldaki teknolojik, ekonomik ve siyasi gelişmeler, giderek güçlenen bir güvenlik ağı yaratmayı başarmış ve insan evladını biyolojik yoksulluk sınırı altında yaşamaktan kurtarmıştır. Çeşitli bölgelerde zaman zaman kitlesel kıtlıklar yaşansa da bunlar istisna olarak kalmakta ve doğal afetlerden çok siyasetin bir sonucu olarak
karşımıza çıkmaktadır. Dünyada artık doğal kıtlıklar kalmadı, sadece siyasi kıtlıklar var. Eğer Suriye, Sudan ya da Somali'de insanlar
açlıktan ölüyorsa, bu bazı siyasetçiler böyle istediği için oluyor.
Kudüs'te, artık kalpler gülmez olmuştur, gözlerse görmez
Kudüs'te, artık ne mevcut bir mekân vardır ne de Kur'an okuyan bir insan
Kudüs'ü suçlu düşmanlar ve küfre boyun eğen insanlar mesken edinmiştir
Kudüs'te, artık ne bir duvarımız vardır ne de Burak'ın huzuru kalmıştır
Kudüs'te, artık ne Müslümanlar ne de Hıristiyanlar, yalnızca Siyonist evlatları vardır
Kudüs'te mücahidler durdurulmuş vaziyettedirler, esirlerin ellerindeyse kelepçeler
Yangın ve duman... Kudüs'te... Yangın ve duman... Kudüs'te...
"Görüyor musun Filistin, benim için ne kadar önemlisin? Onların hepsine bir defa selam verdim, ama seni selamlamak için sana özel kalktım. Ellerini bana doğru uzat. Sen benim eşimsin, yaban kekiğim..."
Esirler serbest bırakılmış, gözlerindeki perdeler kaldırılmıştı; karanlık gecelerin dağılması ve Filistin semalarında yükselen görkemli fecri görmeleri için...
Sevgiyi boş ve zaman kaybı olarak görenlerin yanında sevginin lafı açılınca konuyu değiştiren, Allah'ın razı olacağı ve Efendimiz Aleyhisselamın Hanif dininin öğretileri üzerine olan bir evliliği tatmamış kimselerden uzaklaşan; saf, gönülden sevenlerin aptallığı...
Bugün eşim olan o insan; gözümde, kalbimde ve aynı zamanda aklımda ne kadar da büyümüştü! Aşkını kalbinde muhafaza etmiş ve Allah'ın izniyle nikâh akdimiz gerçekleşmeden onu bana açmayı uygun görmemişti.