Annemi kaybetmemin acısının henüz taze olduğu beşinci sınıfta ise, oturduğumuz sıralar belirli olduğu için, her öğlen yemekhanede Laney'in yanına oturmak zorunda kalırdım. Ben, hiç de iştah açıcı olmayan sıcak yemeğimi didiklerdim. Laney ise pembe pastel boya rengindeki beslenme çantasını açar ve annesinin onun için hazırladığı yemek ziyafetiyle herkesi etkilerdi.
Şirin şekillerde kesilmiş sandviçler, ev yapımı kurabiyeler, üstü süslü kekler... Tüm bunlar yoğun sevgiyle hazırlanmış olurdu ve çocuk yemeklerinin başyapıtlarından oluşan saklı birer hazine gibiydiler.
Ama beni asıl mahveden, notlardı. Annesi tarafından yazılmış bir notun olmadığı hiçbir öğle yemeği yoktu. Laney'in yüksek sesle okuduğu bu mektupların kenarlarında şapşal çizimler olurdu. Notun alt kısmına, etrafında kalp çizimleri olan "Sevgiler, annen" yazısına gözlerimin kaymasına karşı koymaya çalışırdım. Yoksa o kadar üzülürdüm ki yemek bile yiyemezdim.