Mahkeme 21 Ekim'deydi ama ben bu konuda hakkında hiçbir şey yazamadım, paylaşamadım, kendi hayatımda bile konuya ilişkin doğru düzgün konuşamadım bile.
Daha önce bu konuyla ilgili bir iletimde "sözün bittiği yerdeyiz" demiştim. Belki de o yüzden hiçbir şey söyleyemiyorum.
Defalarca söyledik, tüm Türkiye söyledi: bu davada her şey ortada. O anı hepimiz izledik.
Ama sonuca geldiğimizde iki tahliye var.
Bu demek oluyor ki bu ülkenin çocukları şuan da iki cani ile aynı kalabalığa karışıyor. Biz iki tane psikopatla aynı sokaklarda yürüyoruz. Korkuyorum, sıradaki ben de olabilirim çünkü. Ama korkutan sadece ölüm değil. Ölüyorsunuz, haber oluyorsunuz, anneniz arkanızdan feryat figan ağlıyor, aileniz adalet istiyor, Türkiye sizin için yürüyüşler yapıyor sonra katiliniz ya az ceza alıyor ya almıyor. Kanıt yetersizliği denilerek kapanıyor dosyanız. Ölüyorsunuz ve unutuluyorsunuz. Sizin katilinizi başkalarını da öldürebilsin diye "sokağa salıyorlar". Süreç tamamen bu. Düzen bu. Öldürülüyoruz kapatıyorlar üstünü.
Hep adaleti getirebileceğimize inandım ama olmuyor. İnancım gün geçtikçe azalıyor ve benim kulaklarımda günlerdir bir annenin haykırışları çınlıyor: "Ben artık sadece ilahi adalete güveniyorum."