Ateşli, tutkulu bir kadın -neredeyse bir gelin- olan Jane Eyre yeniden soğuk, yalnız bir kıza dönüşmüştü, yaşam solmuştu, umutlar ıssızdı. Yaz ortasında bir Noel
soğuğu gelmişti, haziranda beyaz bir Aralık fırtınası esmeye başlamıştı, olgun elmaları buzlar kaplamıştı ağlamakta olan gülleri rüzgarlar savurup ezmişti; otlaklar,
mısır tarlaları bir don örtüsüyle kaplanmıştı; dün gece çiçeklerle dolup taşan patikalar bugün ayak basılmamış karlarla ıssızdı; on iki saat önce tropik bölgelerdeki korular gibi yemyeşil ve mis kokulu orman, şimdi Norveç' in kar altındaki çam ormanlari kadar ıssız, vahşi, bembeyazdı. Tüm umutlarım ölmüştü - bir zamanlar Mısır’da ilk doğan herkesin üzerine düşen o küçük kıyametle vurulmuş gibiydi. Daha dün çiçek açan, parlayan mutluluk dolu dileklerime baktım asla dirilemeyecek katı, soğuk, morarmış cesetler gibiydiler şimdi.-