Öğrenilmiş çaresizlik kültüründe başarının kişinin kendi ellerinde olduğuna inanılmaz. Bunun iki sonucu vardır. Birincisi, kişiler yetenek yerine ilişkilerine dayanarak yükselmeye çalışır. Bu da ‘bağımlı başarılara’ neden olur. İkincisi, başarılı kişiler takdir edilmek yerine kıskançlıkla karşılanır. Başarının şans ve bazı ilişkilerle geldiğine inanıldığı için kişinin onu hak etmediği düşünülür.
Kaybeden doğulmaz, kaybeden olunur. İnsanlar kaybetmeyi köpek balığının yaşadığı gibi kafalarını engelleri vura vura öğrenirler.
Kontrol inancı kaybolunca, kadercilik anlayışı başlar. Kişi çevresindeki şartları kontrol edemediğini görünce, kendini bırakır. Böylece şartların onu daha kolay kontrol edebileceği hale gelir!
Sırça Köşk/Sabahattin Ali
2026 nın ilk kitabıydı benim için Sırça Köşk.
Sabahattin Ali’nin bu kitabı 13 öykü, 4 masaldan oluşmakta ve adını da Sırça Köşk adlı son masaldan almaktadır.
Sabahattin Ali bir yandan iktidarı, hasteneleri ve doktorları eleştirmiş, bir yandan toplumsal dayatmaların ve zorbalamaların insan üzerindeki etkisine değinmiştir. İnsaların kendi elleriyle oluşturduğu sistemi yine kendi elleriyle nasıl yıkabileceğini göstermiş. İyi bir eleştirel dil kullanmış sevgili Sabahattin Ali. Bu nedenle de kitap bir dönemin yasaklı kitaplarından.
Akıcı bir üsluba sahip ve bir çırpıda okuyacağınız güzel, kısa ve önemli mesajlar vermekte. Severek okudum. Umarım siz de seversiniz
“Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter.” 1945
@dogan_kitap
#sabahatti̇nali̇ #sırçaköşk #doğankitap #türkedebiyatı