Niçin hep acı şeyler yazayım? Dostlar, yufka yürekli dostlar bundan hoşlanmıyorlar.” hep kötü, sakat şeyleri mi göreceksin?” diyorlar.” hep açlardan, çıplaklardan, dertlilerden mi bahsedeceksin? Geceleri gazete satıp izmarit toplayan serseri çocuklardan; bir karış toprak, bir bakraç su için birbirlerini öldürenlerden; cezaevlerinde ruhları kemirile kemirile eriyip gidenlerden; doktor bulamayanlardan; hakkını alamayanlardan başka yazacak şeyler, iyi güzel şeyler kalmadı mı? Niçin yazılarındaki bütün insanların benzi soluk, yüreği kederli? Bu memlekette yüzü gülen, bahtiyar insan yok mu?”
Hala birilerine alışabiliyorsan ve hala birilerini çok sevebiliyorsan yaşıyorsun demektir. Bunun dışında da yaşıyor olabilirsin ama hayat sevebildiğin kadar… aldığın nefes onu başkasıyla paylaşabildiği kadar. Sen kendine birini katabildiğin kadarsın.
İnsan ölümden ne kadar korkmuyorum dese de korkar. Ölmek yok olmaktır. Arkanda sayısız eser, şarkı, kitap ya da film bırakabilirsin ama öldüğünde yok olursun. Mesela çok sevdiğin sahil kasabalarına gidemezsin. Gidip Heybeli’de bir bardak çay içemezsin. Kitabını okuyan biri içer o çayı. Sonrası yok.