"Sirius'la," dedi Dumbledore usulca, "birlikte bu kadar az vakit geçirebilmiş olmanız çok acı. Uzun ve mutlu olması gereken bir ilişkiye, gaddarca bir son."
Zümrüdüanka Yoldaşlığı'nın serinin en kalın kitabı olmasının yanı sıra aynı zamanda yavaş yavaş karanlıklaşan evrenin dönüm noktası olduğunu düşünüyorum. Dördüncü kitabın sonunda ilk defa 'iyi' taraftan, tanıdığımız ve sevdiğimiz biri olan Cedric Diggory'nin ölümüyle bu yola girilmişken, bu kitapta artık en önemli karakterlerden biri olan ve Harry'nin hayatındaki en önemli insanlardan biri olan Sirius'un ölümüyle Harry Potter serisi artık o bildiğimiz çocuksu macera kitaplarından çıkıyor ve iyice derinleşiyor. Sirius'un ölümü seri boyunca kitaplarda da filmlerde de beni en çok üzen ölüm :(
Bunun yanı sıra artık karakterler büyüdüğü ve ergenliğe girdikleri için olaylara verilen tepkiler, anlatım dili de değişiyor.
Bu kitapta çok sevdiğim şey ise Zümrüdüanka Yoldaşlığı sayesinde yetişkin büyücüleri ve Dumbledore'un Ordusu sayesinde Hogwarts'da okuyan diğer bina öğrencilerini daha iyi tanımak (özellikle de Luna'yı).
Benim için Zümrüdüanka Yoldaşlığı, Azkaban Tutsağı ve Ateş Kadehi'nden sonra üçüncü favorim olsa da karakterlerin derinleşmesi açısından seri için taşıdığı önem çok açık. Bu kitapta keşke daha çok tanısak ve görseydik dediğim kişi ise Charlie Weasley :(
"Harry'nin, daha önce hiçbir öğrenciden emir aldığını görmediği Peeves, çanlı şapkasını başından çıkardı; Fred ile George aşağıdaki öğrencilerin coşkulu alkışı eşliğinide dönüp açık ön kapıdan görkemli günbatımına doğru hızla giderken onlara selam durdu."