Üstlerinden bir kuş geçti. Rüzgar derin bir uğultuyla lojmanın etrafını sarmaladı. Acılı feryat, boğuk yalvarışlara ve kesik ağlama seslerine dönüştü. Bu feryat ve ardından gelen sessizlik, askeri lojmanda tek bir anlama gelirdi. Bu çığlık, ölüm demekti. Bu çığlık, şehit demekti. Bu çığlık, eşsiz kalan bir kadın ve babasız kalan bir çocuk demekti.