Tamamen ona ait, onu eğlendiren, hatta mutlu eden yalnızlığının içine çekilmiş, beni unutmuştu. Daha sonra da defalarca onun bu yalnızlığının içine kendinden hoşnut bir gülümsemeyle çekildiğini gördüm. Ona seslendiğimde, o yalnızlığın içine nasıl doğal bir sükunetle çekildiyse, oradan aynı doğallıkla çıkıyordu. Yalnızlık onun yuvası gibiydi. Güzel kanatlı bir kuş gibi rahatça yuvasına girip çıkabiliyor, bunu yaparken hiç zorlanmıyordu. Bu da daha önce benim kimsede görmediğim bir özellikti ve bu yalnızlığı beni büyülüyor, bende oraya, o yalnızlığın içine girme isteği uyandırıyordu. İkimize ait bir yalnızlığımız olsun istiyordum.