Aykırı ve tartışmalı yazar Salman Rushdie’nin 2008 yılında yayınlanan romanı Floransa Büyücüsü, benim de yazardan okuduğum ikinci roman. Hem Fetihpur Sikri’de hem de Floransa’da geçmesi, gezmiş olduğum yerlerden bahsetmesi ilgimi canlı tuttu. Anlatımına bir şey diyemem yazarın. Ama yine önyargılarından kurtulamamış gibi görünüyor. Hindistan’ın en büyük hükümdarlarından Ekber Şah’ı, Hindistan Müslümanlarını, İslam’ı ve Osmanlı Devleti’ni anlatırken yine dayanamamış; Batı gözüyle kendini kabul ettirmeye yönelik önyargılarla kaleme almış hikayeyi. Bu romanı yazmadan önce iki yıl araştırma yaptığını söylemiş yazar, tüm kaynaklarını da belirtmemiş; belli ki kaynakları pek sağlam değil. Doğu’yu tamamen Batı’nın hayal ettiği gibi yazmış; şahlar, padişahlar, saraylar, haremler, bolca kadın, kanlı savaşlar… Bazı yorumlarda gördüğüm gibi ben de cinsiyetçi bir yaklaşım içerdiğini düşünüyorum; kadınlar ya ezik sözü geçmeyen insanlar, ya hayat kadınları ya da çekilmez mahluklar. Bu konuda Doğu-Batı ayrımı yapmamış, Hindistan’dan İtalya’ya durum böyle. Büyülü gerçekçilik ön planda kitapta, ki anlatımı güzelleştiren de o olmuş büyük ölçüde bence.