`Neden
Bilmem neden tutkunum sana Neden yangınım ölesiye Her sabah gözlerimi açınca Neden ilk sen gelirsin aklıma Yaşamaktan önce Neden sensiz soğuk ellerim Söyle neden İçim üşüyor sensiz her gece Bir ay doğar yücelerden,yücelerden Ben seni düşünürüm Ay ışığı olur dolarsın içime Bir bulut geçer göklerden Ben seni hatırlarım Bulut bulut yağarsın gözlerime Sonra serin bir rüzgar eser Bir martı süzülür enginlere Seni özlerim neden Bahar geldi bak Ağaçlarda bir cümbüş, bir kıyamet Şen şakrak dallarda kuşlar Benim içimde bu kahır, bu hüzün neden Neden bu sel gibi gözyaşları Bu ümitsizlik neden Gel artık Gel de bak gözlerimin içine Her şeyi anla sevdiğim Ben söylemeden…
Şiir
Ah ellerim titriyo bir ateş basıyo özlemek bu düşünmekle geçmiyo
Reklam
Neden gitmedin, sana rağmen kanla doldu ellerim Neden silmedin, buna rağmen yaşla doldu gözlerim Var göğsümde bir kaç delik, kurşun oldu sözlerin Ve yangın var yüreğimde, sana rağmen ölmedim Sana rağmen yıkıldım her gün tamamen Görsem her gün özlerim Kapından geçsem var mıdır müsaaden Ben bu yoldan dönmedim x2 Ne evimdeyim belki elindeyim Biliyom zaten Belki ayaktayım, sanma ölmedim ben Tutmuyom matem
Dedim, mutlaka masaldır bazıları. Giderdin, dedim. Gittin. Ve gittiğin kırk gece sana uyudum. Aklım ödünç, ellerim yanlış. Dedim: Benim seninle kırk kere fotoğrafım var. Senin bundan kırk kere haberin yok. Dedim ve uyandım. Başkasının sesiyle devam ettim dünyaya. Yok, yok... Sonra muhakkak ruhum yırtıldı benim. Aklım yırtıldı da bunu sular söyledi. Doğru; yukarıdan aşağıya düşen şeylere denirmiş. Zaten dünyaya masalına düşmeye gelirmiş insan.
Alıntı
Kırık umutlar Cam kırıklarını topluyorum durmadan, Ellerim kan revan içinde. Umut kırıntılarımı süpürüyorum, Gözlerimde yaşlar... Sana koşmak geçiyor içimden, Ama bastığım her yer cam kırığı. Koşarken haykıracağım dünyaya: Aşkımız bu rezilliğin tam ortasında!
Okyanusa bırakılan mektuplar
Sevgili, sevgilim… Özgür… Şu an bulunduğum yerde deniz çekilmiş. Kıyıda, suların geride bıraktığı yosunlar, taşlar ve kırık kabuklar var. Ben de onların arasında oturmuş, sana asla okuyamayacağın bir mektup yazıyorum. İyi ki doğdun diye başlamak istediğim ama beceremediğim… Yazdığım her kelime gözlerimden akan yaşlarla dağılıyor, zihnimde nasıllarsa, gözümün önünde de öyle var oluyorlar. Zihnimden nefret ediyorum Özgür... Senden uzakta geçirdiğim kaçıncı doğum günün bu? Bilmiyorum. Zaman algımı tamamen yitirdim. İnsan bazı şeyleri günlerle, yıllarla ölçemiyor. Bazı yokluklar takvimlere sığmıyor. Dakikalar öyle yavaş geçiyor ki bazen, sanki zaman benimle inatlaşıyor. Bir gün bitmeden haftalar geçmiş gibi hissediyorum. Her sabah biraz daha özlemiş uyanıyorum, her gece biraz daha kabullenmiş uyuyorum. Beni bilirsin sevgilim. Hoşlanmam mutsuz sonlardan; vedalardan, kapanan kapılardan, biten cümlelerden… Çünkü insanın içinde en hızlı biten şeyler onlar oluyor. Tamamlanan şeyler ölüyor. Ya eksik kalanlar? Tamamlanamayanlar? Onlar daima yaşıyorlar. Belki bu yüzden sen hâlâ buradasın. Belki bu yüzden bunca zamandır seni zihnimden çıkaramıyorum. Özgür… Bugün doğum günün. Ve ben yine senin adına dilek diliyorum. Çünkü biliyorum... Sen kendin için dilek tutmazsın. Sen kendin için dilek tutmayı hiç beceremezsin... Mutlu olmanı diliyorum Özgür. Zihnindeki canavarlardan, şeytanlarından ve tilkilerinden kurtulabilmeni diliyorum. Kendinden kurtulabilmeni, özgür olabilmeni diliyorum Özgür. Seni seviyorum. Eğer elimde olsaydı, bütün dilek haklarını çalıp senin için kullanırdım. __Gülüyor musun? Ciddiydim halbuki. Zihninden korkmadan yaşayabileceğin bir hayat diliyorum sana sevgilim. Huzur
1000Kitap
Reklam
Reklam