Yenilgi Günlüğü
Pazartesi benim adımı bağışla... "sabah uyandırıldığında pazartesiydi bunu iyice bildi, ağzı çirişli yersiz, ürkek, yeni yaratılmış gibi coşkun bir göke uyumsuz ama kararlı durmaya, direnmeye, aşk olmaya sanki elleri ve beyni hemen çalışkan kesildi sonra birden bir ışık bir ışık bir ışık hazır bir biçimlenmeyi aldı geldi çünkü -anlar gibiydim- biraz yenildi hemen bir coşkuya gidiverir alışkanlığı oturur tıraş olur, ekmek kızartıp yer kolunda sonsuz bir güç, elinde hüner olağan sanıverir doyumsuz karanlığı inanırım böyle başlar bütün pazartesiler yenilmenin tohumunu taşır her pazartesi çünkü yoktur dağların ve yaratılışın öncesi insan uzatır ellerini bir perdeyi çeker ve pazarsızlık kişiyi şaşkın eder siner buğular gibi düşüncemize her şeyin en haklısı en incesi beklemek bir tepenin mutluluğunu bir acının yakıp geçmesini beklemek.."
Sayfa 272·Kitabı okuyor
Şiir
Ne söylenebilir ki bir anı bile değilim artık..
ne söylenebilir! tam çağıydı, olağandık, sabahlarda süzgündük, ancak akşamlarda vardık herkes bir yüzdü, bir yanılmadan, toplandılar orada biz de vardık. ne söylenebilir! her şey düzeliyor sandık, odalarda çok geniş alanlarda dardık hiçbir şeye yeterince inanılmadan, toplandılar orada biz de vardık. ne söylenebilir! tam çağıydı, belli aldandık, otlarla yeşerdik, güllerle sarardık, bir uykudan doyarak uyanılmadan, toplandılar orada biz de vardık. ben sokakları severim, deniz boyunda her şey bir eskidir, ellerim acır onları taşımaktan ben sözümona sokakları severim deniz boyunda ... bir genelgeyim, gündüzüm ve gecem bir bir anı bile değilim eski olmaktan. gücüm tazelenmedi, suratım eski, yırtık, her şeyleri bıraktım, geniş kıyılara dadandım, aşk diye geceleri çözümledim, aldandım, hep tozları silkeledim üstümden, hep bir pantalon için dört kere şehre indim bayramlara hazırlandım, sadece hazırlandım. ne söylenebilir! tam çağıydı, oyalandık suyun, ateşin, havanın toprağın çalışkanlığına daldık.
Sayfa 279 - Yenilgi günlüğü (Cuma)·Kitabı okuyor
Reklam
Temur & Biran Nuh & Rozelin
Avuçlarında sakladığı çıkış oltanın ucundaki yemdi. ○ bir avcıydı ve biliyordum, niyeti karnımı doyurmak değil, beni mideye indirmekti. "Bir yığın adamla değil, bir orduyla geldiğini düşün." Biran, sessizce gülümsedi. Ve karşında tek başıma olduğumu düşün. Yine de onu sana vereceğimi mi düşünüyorsun? Ellerim garip bir güdüyle karnımı sararken, az sonra burada dökülecek kanların kokusunu alabiliyordum. Islak kirpiklerimi ona çevirdim, Biran'a. Silahını sıkan iri parmakları morarmıştı. Bir yığın adamın karşısında bir avuçtu. Yine de bana, "Gel," dedi. "Sınavı da ispatı da siktir et. Yalnızca, bana gel."
Sayfa 174 - Verakitap·Kitabı okuyor
Fantastik Aşk
Hiç bilmediğim bir sokak var Kapıları kırgın Hangisini çalmasam Ellerim boş dönüyor kendine
Sayfa 21 - Klaros Yayınları·Kitabı okudu
Şiir
ve artık çirkinim uykularımda örümcekler üreyor şimdi gelmiş geçmiş bütün gölgeleri denedim ellerim hala pençe gibi
Şiir
Dilediği zaman ellerim ellerini Paylaşalım seninle bütün geceleri Sabahları, akşamüzerilerini Görülmemişi görelim Tadılmamışı tadalım Şarkılar söyleyelim kimsenin bilmediği
Reklam
Reklam