Ne diyorsunuz? Pazara kadar sizden bir mektup alabilir miyim? Olabilir aslında. Ama çılgınca bu, mektuplara karşı bu heves. Bir tek mektup, bir tek bilgi yetmiyor mu? Yeter tabii, ama yine de insan şöyle bir arkasına yaslanıp mektupları içmek istiyor ve tek bildiği mektupları içmekten vazgeçmek istemediği oluyor. Bunu açıklayın bana, Milena, öğretmen hanım!
Köprüden benim o halimi gören bir görevli, komik bulduğunu belli ederek izlenimlerini şöyle dile getirmişti: Kıyamet günü öncesine benziyormuş. Tabutların açıldığı ama ölülerin hâlâ sessizce yattığı o an gibiymiş.