Kafa yapısının, düşünme tarzının, insanı ve kâinatı, doğayı algılayıștaki farkın ne denli önemli olduğunu söylemeye gerek yok. Fakat bu kafa yapısı, hayat anlayışı nassların hükmü çerçevesinde hayata yansımadıkça, başka bir deyişle, Müslümanlar yaşadıkları çevrede kendi kültürlerini dışlaștırmıș olmadıkça, din, herhangi bir felsefi akideden daha fazla bir anlam taşımaz. Oysa dinin alâmetifarikası yaşanan bir inanç bütünü olmasıdır; yoksa salt filozofik bir akide, rastgele bir telâkki tarzı olması değil...
Sayfa 31 - İz Yayınları, 22. Baskı, İstanbul, 2021.·Kitabı okuyor
İnsanlar bugün konuşulanı işitiyor, fakat söz onları harekete geçirmeye yetmiyor. O'nun aklını başına getirmek için yakasından tutup sarsmak da işe yaramayabilir. Ondan yapması beklenen şey neyse, onu "ben yapmalıyım" diye öne çıkmak gerekiyor.
Sayfa 30 - İz Yayınları, 22. Baskı, İstanbul, 2021.·Kitabı okuyor
Müslümanlar, süregelen gidişata müdahale etmedikçe, kendilerine en aykırı düzenler içinde bile Müslüman olarak yaşayabilirler; Marksist bir toplum düzeni içinde bile... Nitekim bu gerçeği kavramaya başlamış olan Marksistler, kendi düzenleri içinde birer yurttaş olarak yaşayan çeşitli din mensuplarına göz yumabilmektedirler. Fakat mesele bir "yaşama tarzı" biçiminde ele alınırsa, aynı ölçüde müsamahakâr davranacaklarını farz etmek mümkün mü?
Sayfa 27 - İz Yayınları, 22. Baskı, İstanbul, 2021.·Kitabı okuyor
Çünkü İslâm, salt zihni bir olgudan ibaret değildir. Zihnin her türlü şirkten, gizli küfür bulaşıklarından arındırılması, kısacası "kelime-i şehadet"in kavranılması ve tasdik edilmesi insanı Müslüman yapmaya yeterliyse de, "Müslümanca bir hayat tarzı"nı yaşayabilmek için şehadet kelimesinin getirdiği sonuçlara uymak gerekir.
Sayfa 25 - İz Yayınları, 22. Baskı, İstanbul, 2021.·Kitabı okuyor