Başkalarının bedenlerimizi çekiştirmesine, yargılamasına, eksikler bulunmasına izin vererek bir ömür geçirmek ister miyiz? Doğru diye dayatılanları reddedip derinleri dinleyecek, güçlü ve kutsal bir varlık olarak göreceğimiz bedene gerçekten kulak verecek kadar güçlü müyüz?
Kadınlar belli bir büyüklük, biçim ya da boy için veya klişelere uymak için açlık çekmekten çok, kendilerini kuşatan kültürden temel bir saygı görmemenin açlığını çekerler.
Yarayı kavramak ve yine de onu anılaştırmak, serpilmenin ortaya çıkmasına izin verir. Serpilme bu dünyada bizim için amaçlanan şeydir. Salt hayatta kalmak değil, serpilip gelişmek de kadınlar olarak bizim doğuştan gelen hakkımızdır.
Kadınlar genellikle gün içindeki zamanlarının yüzde seksenini yaratıcı hayatlarını sekteye uğratan işler yapmaya harcayarak duyarlı olmaya çalışan sanatçılardı.