“Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?”
“Senden elimde tek bir satır yok şu son saatlerimde, hayatımı vermiş olduğum insandan tek bir satır bile yok. Bekledim, çaresizlik içinde kalmış biri gibi bekledim. Ama sen beni çağırmadın, tek bir satır yazmadın... Bir tek satır bile...”
“Şimdi artık benim için yalnız sen varsın dünyada, yalnızca sen, benimle ilgili hiçbir şey bilmeyen sen, bu arada hiçbir şeyden haberi olmayanı oynayan veya her şeyi ve herkesi alaya alan sen. Evet, yalnızca sen, beni asla tanımamış olan ve hep sevdiğim sen.”
Üç kere yarım bırakıp sonunda bitirmeyi başarabildiğim bir kitap Köpek Kalbi. Sovyet Rusya’daki yaşamın cesur bir eleştirisini köpek Şarik üzerinden sağlam bir dille yapmış yazar. Kurguda başarılı olduğu aşikar ama dil olarak beni biraz yorduğunu söylemeliyim. Kitap genel olarak beni aşırı çeken bir kitap değildi. Hatta okurken gözüm sürekli sayfanın altına kaydığı için kitabı hakkını vererek okuyabildiğimi söyleyemeyeceğim. Sürekli bu ne demek, bunun anlamı neymiş diyerek okudum sayfaları. Karakterler detaylı anlatılmış bu yönden yeterince doyurucuydu. Kitabı az da olsa ilgi çekici kılan kısım ise bence Doktor Bormental’in notlarıydı. Notları okurken kitabın hareketlendiğini hissettim ama yine de üzerimde kuvvetli bir etki bırakmadı. Güzel kurgulanmış bir kitap olmasından ötürü okunmaya değer olduğunu düşünüyorum. Keyifli okumalar.
Köpek KalbiMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201925,7bin okunma