Sanırım, yooo yoo eminim, ben kendi yankısıyla kendi tanrısını kaybetmiş bir meleğim. Acılar bir beden fazla;
geliyor kanatlanma. Ve bir beden küçük geliyor kedere..
Diyorum ki, yazık bu renklere. Yazık bu melodilere, çiçeklere, kitaplara, kokulara... En çok da duygulara yazık. Hak etmeyen insanlara sunulan her şeye yazık. Dünya biliyor olsaydı eğer bu denli insanlara ev sahipliği yaptığını bence o da saklardı çiçeklerini, renklerini, seslerini... Acı işte, öyle ağızda kötü tat bırakan türden bir acı; senin başkasını görünce çevrilen kafana nazaran başkasının kolayca hiçe sayması bir şeyleri. Hak edilmeyeni yaşamanın acısı.
Selim'in içgüdüleri iyi gelişmemişti. Çıkarını pek bilmezdi. Oysa... çıkarlarını düşünmeyenler unutulacaklardır. Her olayda bir kenara çekilenler gerçekten de bir kenarda kalacaklardır.
Allahım, onu neden yalnız bıraktın? Neden, yalnızlığının verdiği çaresizlikle can sıkıcı ilişkiler kurmasına izin verdin? Neden, geçirdiği her dakikanın hesabını sordun, içini ezdin? Neden, korkuyu göğsünden çekip almadın? Neden, suçluluk duygusunu üzerinden atmasına yardım etmedin?