Kelime Aşçısı Peyami Safa...
Peyami Safa hatıramda hep bu şekilde alegori edecek. Safa, insanın hiç farkında olmadığı ama herkesin yaşadığı durumları tıpkı bir aşçı edasıyla büyük bir maharetle, ince ince, santim santim, gram gram yedirir sayfalarına... Öyle ki o kelimeler ne eksik ne fazla... Yazar kurnazlığından koşar adım kaçar kitaplarında... "Fazla söze gerek yok benim özümde" der Usta. Benimsediği yazarları korkmadan defalarca dile getirir ve çağdaşının ağır eleştirilerini göze alarak büyük bir cesaretle "bizler <geçmişin> kumbaralarındaki birikenleriz" demektedir. Benzemekten korkmaz... Tahlil derseniz tinsel Laboranttır Safa. Alegoriyi yaşarsınız ve bir bakarsınız karakterler odanıza girmiştir. Sessizce sigarasını yakmış ve sizi izliyordur. Yolda, çarşıda, pazarda, okulda hep sizi takip eder. Sanat' ın bütün acımasız yönlerinin farkında olan bir yazarı okumak bana yarınlara kalabilmenin meşakatliğini hatırlatır hep...
İyi okumalar...
Okumayı hep erteledim, neden bilmiyorum ama elim hiç gitmemişti. Şimdi okumadığım her gün için pişmanlık duyuyorum. Beklenmedik anda gelişen olayları, bir çocuğun muazzam şekilde yansıtılan masumiyeti, her karakterin insanın aklında kalışı ve bazı yerlerde karakterlere sarılma isteği uyandırmasıyla başlı başına efsane bir kitap. Ancak o kadar kısa geldi ki ben daha yeni yeni alışırken bu hayata, bir anda son sayfayı kapatıverirken buldum kendimi.
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022274,9bin okunma
Arka kapağını okuyarak internetten aldığım bu kitap beni hayal kırıklığına uğrattı. Arkadaşlarım yazarın diğer kitaplarını tavsiye etmişti fakat diğer kitapların hepsi bu kitap gibiyse o zaman kitap seviyesi büyükler için değil de orta okul lise çağındaki çocuklara göre anlatılmış kitaplardır diye düşünüyorum. Dil çok basit kalmış. Sanki masal okur gibi okudum. Diğer sayfalara da göz attım acaba sadece başımı böyle diye ama maalesef bir Sibel Eraslan yada Nuriye Çeleğen tadı vermiyor.