Sule

Dilin kelamı tekti. Dil kelamı dünyaya açılırdı. İnsanı dünyaya taşıyan en etkin kapı lisandı. Dil kelamı tutulunca kalp kelamının sesi aşikâr olur, nefsanî konuşmalar kesilirdi. Nefsanî konuşmalar kesilince mahlukatın konuşması insana ayan olurdu. Kalbin kelamı olduğu gibi kâinatın da bir kelamı vardı. Bu kelamlara kalp kelamıyla ulaşılırdı. Dile gelmiş bir kalp, kâinatın zikrine girerdi. Zaman ve mekân o kalbin kapasitesine göre genişlerdi.
Sayfa 89·Kitabı okudu
Din
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Nefsin en dayanamadığı şey kişinin sükût elbisesini giymesiydi. O zaman nefsin tutunacak hiçbir yanı kalmazdı. Nefis konuşmayla kendine gelir, açılırdı. Nefis susmaya dayanamazdı.
Sayfa 89·Kitabı okudu
Din
Lisanın kelamı sınırlıydı. Kalbin kelamı sınırsızdı. Lisanın konuşma alanı âlem-i şehadetti. Kalbin konuşma alanı ise tüm âlemlerdi. Lisanın kelamı maddenin, nefsin tercümanıydı. Kalbin kelamı ise Arşın diliydi.
Sayfa 89·Kitabı okudu
Din
Kalbi konuşturmak için önce dili susturmak gerekirdi
Sayfa 88·Kitabı okudu
Din
Münzevi kalp muhtaçlığını anlardı. İnsanın hakiki manası muhtaçlığını anlamasıydı. Muhtaçlığını fark eden kişide azc ve fakr sırrı ortaya çıkar, ene kaybolurdu.
Sayfa 87·Kitabı okudu
Din