Gerek Mezopotamya geleneğinde, gerekse Kutsal Kitap anla- tısında, "bilgi" ile "cinsellik" arasında kurulan bağlantı, hem baş- lıbaşına içeriği, hem de sürekliliği bakımından ilginçtir. Gılgamış Destanı'nda, vahşi adam Enkidu, yabanıl hayvanların yoldaşı olarak doğanın bir parçasıdır. Hayvanlar onunla konuşurlar. Enkidu'yu görüp korkuya kapılan insanlar, Enkidu'yu uygarlaştırsın diye bir tapınak fahişesini görevlendirip ona yollarlar. Enkidu bu ka- dınla cinsel ilişki kurar ve daha sonra hayvanların yanına dönmek istediğinde hayvanlar ondan kaçar. Çünkü o, artık doğadan kopmuş, kadın sayesinde insan dünyasının bir parçası haline gelmiştir (bu noktada, Birinci Bölüm'de değinilen, ilk çağda insanlığı kadının temsil etmesi olgusuna geri dönmüş oluruz):
Yabanıl hayvanlardan hiçbiri Enkidu'nun yanında değildi artık. En- kidu güçsüz düşmüştü. Çünkü kafasında bilgeliği, gönlünde de insana öz- gü duyguları taşıyordu.
Nitekim, gidip ayaklarının dibine oturduğu kadın ona, “sen Enkidu, bilgi sahibisin. Tanrı'ya benzedin artık," der. Bilgi sahibi olmak, tanrı benzeri olmaktır ve bu öyküde, ileride Eski Ahit öyküsünde de göreceğimiz gibi, insanın “bilgi sahibi olması cinsel anlamlarla örülüdür; bu “bilgi”, Enkidu'yu hayvanlar âleminden ayırıp insanlaştırır.