ElvanÇ.

Örtünmenin, erkeğin erkekliğini, kadının da kadınlığını bilmesi yani cinsiyet dikotomisinin kesinliğini yansıtması bakımından taşıdığı anlam Yahudi-Hıristiyan geleneğinde de varolmakla birlikte, İslamiyet'te daha belirgindir: İslam'da bir haya vasıtası olan kıyafet, vücudu gizlemeli ve aynı zamanda dünyadaki cinsiyet ikiliğini aksettirmelidir. Bu görev, kadın kıyafetinde başörtüye verilmiştir. Başörtünün görevi sadece fayda değil, onu taşıyan kadının safiyetinin bir devamı olduğunu gösterme, onun hem kadın, hem de Müslüman olduğunu göstermektir. (Nur Suresi, 27-31. ayet- ler) Örtü, Müslüman kadına mutlak bir anonimlik kazandırır. Müslüman kadın olmak, in cognito yaşamak demektir.
Sayfa 95·Kitabı okudu
Reklam
Gerek Mezopotamya geleneğinde, gerekse Kutsal Kitap anla- tısında, "bilgi" ile "cinsellik" arasında kurulan bağlantı, hem baş- lıbaşına içeriği, hem de sürekliliği bakımından ilginçtir. Gılgamış Destanı'nda, vahşi adam Enkidu, yabanıl hayvanların yoldaşı olarak doğanın bir parçasıdır. Hayvanlar onunla konuşurlar. Enkidu'yu görüp korkuya kapılan insanlar, Enkidu'yu uygarlaştırsın diye bir tapınak fahişesini görevlendirip ona yollarlar. Enkidu bu ka- dınla cinsel ilişki kurar ve daha sonra hayvanların yanına dönmek istediğinde hayvanlar ondan kaçar. Çünkü o, artık doğadan kopmuş, kadın sayesinde insan dünyasının bir parçası haline gelmiştir (bu noktada, Birinci Bölüm'de değinilen, ilk çağda insanlığı kadının temsil etmesi olgusuna geri dönmüş oluruz): Yabanıl hayvanlardan hiçbiri Enkidu'nun yanında değildi artık. En- kidu güçsüz düşmüştü. Çünkü kafasında bilgeliği, gönlünde de insana öz- gü duyguları taşıyordu. Nitekim, gidip ayaklarının dibine oturduğu kadın ona, “sen Enkidu, bilgi sahibisin. Tanrı'ya benzedin artık," der. Bilgi sahibi olmak, tanrı benzeri olmaktır ve bu öyküde, ileride Eski Ahit öyküsünde de göreceğimiz gibi, insanın “bilgi sahibi olması cinsel anlamlarla örülüdür; bu “bilgi”, Enkidu'yu hayvanlar âleminden ayırıp insanlaştırır.
Sayfa 79·Kitabı okudu
* "Tohum ve toprak" metaforu, ayrıca, kadınları ve onların cinsellik ve evlilikte oynadıkları rolü, özellikle hayvanların evcilleştirilmesi, dizginlenmesi ve yola getirilmesiyle, tarımla ilişkilendiren bir imgeler ve metaforlar ağının da bir parçasıdır. Örneğin, Sofokles'in oyunlarında sık sık görüldüğü gibi, evlilik “boyunduruk"tur; bakire gelinler ise, evcilleştirilmesi ve ehlileştirilmesi gereken vahşi taylara benzetilir.
Sayfa 71·Kitabı okudu
Yaratıcı içgüdüleri fiziksel olanlar kadınlara gider ve çocuk sahibi olarak kendilerine ölümsüzlük ve gelecek bütün zamanlar boyunca adlarını yaşatma olanağı sağladıklarını düşünerek sevgilerini bu yolla göste- rirler; ancak, yaratıcı arzuları ruhsal olanlar da vardır ve bunlar fiziksel olarak değil, ruhun tabiatında varolan ruhsal ürün yaratma ve doğurma isteğiyle doludurlar. Ruhsal ürün nedir derseniz, genel olarak bilgelik ve erdem... Kim olsa böyle ürünler yaratmayı, çocuk yaratmaya üstün tutar. (Platon, Şölen II, 208e-209a, 209d, çev. FB; abç)
Sayfa 69·Kitabı okudu
Kadınlar, ezilen konumdaki bütün insanlarla birlikte o sınırdaki, düzenin sorgulanmasının ve "umut ilkesi"nin yükseltilmesinin mümkün olduğu bölgede yer alırlar. "Bütün sınırlar tehlikelidir... herhangi bir düşünce sisteminin en zayıf olduğu yer, sınırlarıdır," der Douglas.
Sayfa 36·Kitabı okudu
Reklam