Fakat etiğin ne bu rastlantıdan ne bu hassasiyetten haberi vardır, ne de o kadar hızlı bir zaman kavramına sahiptir. Böylece mesele tümüyle başka bir görüntüye bürünür. Etik tartışma için elverişli değildir, çünkü kesin kategorileri vardır. Tüm gülünçlüklerin aşağı yukarı en gülüncü olan tecrübeye hitap etmez, ve insanı akıllandırmaktan çok uzaktır, hele o insanın bir de bundan daha üstün hiçbir şeyden haberi yoksa, o zaman bilakis, onun aklını başından alır. Etikte rastlantı yoktur, yani bir açıklama gelmez; etik değerliliklerle dalga geçmez, narin kahramanın omuzlarına muazzam bir sorumluluk yıkar; onun, davasında Tanrıyı oynamak istemesini küstahça bulup kınar, fakat kendinin tıpkısını yapmak istemesini de bir parça kınar. Hakikate itikat etmeyi ve kişisel sorumluluk altında üstlenilen o kansız dertlerle mücadele etmektense, hakikatin tüm belalarıyla mücadele edecek cesareti göstermeyi öğütler, mantığın, eskilerin kahinlerinden daha imansız o usta ince hesaplarına inanmamasına karşı uyarır. Her bir vakitsiz âlicenaplığa karşı uyarır, bırak buna hakikat karar versin, o vakit cesaret gösterme vakti biraz geçmiş olur ama o zaman bizzat etik imkan dahilindeki her yardımı sunar. İkisinin de içinde daha derin bir şey kıpırdasaydı, görevi fark etmek, ona girişmek önem taşısaydı, o vakit ortaya bir şey çıkarabilirdi, ama etik onlara yardım edemez, küsmüştür; zira ondan sakladıkları bir sır, kendi sorumluluk ve taahhütleri altında edindikleri bir sır vardır.