ElvanÇ.

Sonra-tıpkı şimdi olduğu gibi-Martim’in oturduğu yerden deneyimlediği, bozulabilir ola her şeyi bozma arzusuyla lekelenmiş sessiz bir sefahat alemi gibiydi, her şey bozulabilirdi. O bozulma da bir tür sevme biçimi olabilirdi. Memnun olmak da bir sevme biçimiydi. Martim de oturduğu yerde derin bir memnuniyet içindeydi.
Reklam
Melankolide aşk nesnesinden kaynakla- nan hayal kırıklığının, bir zamanlar var olan nesne ilişkisinin tahrip edilmesine neden olduğunu biliyoruz. Bu yüzden, kayıp, özellikle benliğin ve sözel dilin gelişmesinden önce meydana gelmişse, özne kaybedilenin ne olduğunu bilmez. Libidoyu kayıp nesneden geri çektikten sonra özne onu yenisiyle değiştiremez. Bu nedenle, nesnenin yası asla tutulamaz
Sayfa 35·Kitabı okuyor
Kadının erotik yaşamı, onun birincil nesne ile olan narsisistik veeşcinsel bağının toprağında köklenir
Sayfa 25·Kitabı okuyor
Bin yıl boyunca insanlara bir yaşamı neyin anlamlı kıldığı sorulsaydı muhtemelen çoğu varoluşçu anlamlara yönelirdi: Çocuk yetiştirmek, toplumun faydalı bir üyesi olmak, tanrısına elinden geldiğince iyi hizmet etmeye çalışmak, kendi topraklarını işgallerden korumak vs. Diğer bir deyişle anlamlı bir hayata giden yol sıradan amaçlardan geçiyordu.
Sayfa 33·Kitabı okudu
Fakat etiğin ne bu rastlantıdan ne bu hassasiyetten haberi vardır, ne de o kadar hızlı bir zaman kavramına sahiptir. Böylece mesele tümüyle başka bir görüntüye bürünür. Etik tartışma için elverişli değildir, çünkü kesin kategorileri vardır. Tüm gülünçlüklerin aşağı yukarı en gülüncü olan tecrübeye hitap etmez, ve insanı akıllandırmaktan çok uzaktır, hele o insanın bir de bundan daha üstün hiçbir şeyden haberi yoksa, o zaman bilakis, onun aklını başından alır. Etikte rastlantı yoktur, yani bir açıklama gelmez; etik değerliliklerle dalga geçmez, narin kahramanın omuzlarına muazzam bir sorumluluk yıkar; onun, davasında Tanrıyı oynamak istemesini küstahça bulup kınar, fakat kendinin tıpkısını yapmak istemesini de bir parça kınar. Hakikate itikat etmeyi ve kişisel sorumluluk altında üstlenilen o kansız dertlerle mücadele etmektense, hakikatin tüm belalarıyla mücadele edecek cesareti göstermeyi öğütler, mantığın, eskilerin kahinlerinden daha imansız o usta ince hesaplarına inanmamasına karşı uyarır. Her bir vakitsiz âlicenaplığa karşı uyarır, bırak buna hakikat karar versin, o vakit cesaret gösterme vakti biraz geçmiş olur ama o zaman bizzat etik imkan dahilindeki her yardımı sunar. İkisinin de içinde daha derin bir şey kıpırdasaydı, görevi fark etmek, ona girişmek önem taşısaydı, o vakit ortaya bir şey çıkarabilirdi, ama etik onlara yardım edemez, küsmüştür; zira ondan sakladıkları bir sır, kendi sorumluluk ve taahhütleri altında edindikleri bir sır vardır.
Reklam