Kadınlar, hayatlarının kapılarını açıp onun ücra köşelerindeki katliamı incelediklerinde, çoğu zaman en önemli düş, hedef ve umutlarının azar azar öldürülmesine izin verdiklerini görürler. Orada cansız düşün celer, duygular ve arzular bulurlar; bunlar bir zamanlar hoş ve vaat edici olsa da, artık kanları çekilmiştir. Bu umut ve düşler, ister ilişki arzusuyla, isterse de bir başarı, bir ustalık, bir sanat yapıtıyla ilgili olsun, insanın psişesinde böyle ürkütücü bir keşif yapıldığında emin olabiliriz ki, düşlerde de çoğu zaman hayvani damat olarak simgelenen doğal yok edici işbaşındadır ve yöntemli bir şekilde kadının en çok değer verdiği arzu, ilgi ve özlemlerini tahrip etmektedir.
Anne sezgisiyle açılan gözlerimle, ben de gördüm vaktinden evvel seslenmeyi deneyen bir çocuğun beni çağırdığı halde gittiğimi görünce travmatize olduğunu, bir daha o çağrının aylarca yinelen- mediğini çok daha sonrasında çocuğu kucağıma aldığımda uykuya dalmak için başını omzuma bıraktığını gördüm, travma tari hinden bu yana onun gözünde canlı bir gösteren haline gelmiş olan bana ulaşmasını sağlayabilen tek şey uykuydu.