“…Sibylle’yle tarife sığmaz bir birlik, hatta aslında anlaşılması mümkün olmayan bir kaynaşma içinde olduğum duygusu esir almıştı beni… Sibylle bana ne kadar yaklaşmışsa onunla aramdaki uzaklık da o kadar büyüyordu. En yoğunundan bir yakınlığın orta yerinde mesafelenme arzusu olmasına katlanmak istemiyordum.”
Bilmezden gelmenin sonucunda bilgi oyun alanında kalır; hakkında sakin sakin konuşmak, içeriğini inkar etmemek mümkündür ama söz konusu bilginin gerçekliği kaybolur.