Tavşan besleyen,
“kendini de dünyayı da tanımayan”
bir varlık ile birlikte varolmayı öğrenmelidir——
aslında, kendisi de, ne kendini ne dünyayı
pek tanıyamamışken — — onu da…
Tavşan besleyen,
bir canlıyı tutsak tutmayı da
haklılandırabilmelidir——
kendi kendisine; o ise, kendi gözünde, belki, ‘tutsak’ bile değildir—— bunu bile, bilmeyecektir…
Tavşan besleyen,
kendisini sürekli anlamağa çalışan;
ama, hiçbir zaman anlamayacak
—sürekli yakınlaşmağa çalışan; ama, hiçbirzaman
yakınlaşamayacak—bir varlığı anlamağa; ona
yakınlaşmağa, çalışmayı da öğrenmelidir—-
bile bile…