“Dışarıda bir hayat vardır kızım sürmesi gereken, hayatın sürmesi için sözler gereklidir.Sorulduğunda hayatın sözlerini söylemelisin sen de, onlar gibi, onların beklediği gibi olmalısın. Yaşamalısın, yoksa yaşatmazlar, yaşayamazsın. Ama elinde kalemin olunca, iş yazmaya gelince, ikiye bölebilirsin sözü. Kendi hakikatini hikayenin içine yedirebilirsin, sözünü de, kendini de ancak bu şekilde yaşatabilirsin.”
“İnsanların bütün çağlarda öylesine özlemini çektikleri ve şimdi sadece dünyanın pek az bölgesinde gerçekten ulaşılmış olan barışla insanların vardığı nokta, barışı sığınacak yer arayanlarla paylaşmak değil de, neredeyse savaşa benzer bir saldırganlıkla savunmak mı oldu?
“Gizleme etkisi, yüzü ortadan kaldırarak nihayetinde ruhu da ortadan kaldıran, kötücül bir oyun. Bir nevi ninja sanatı da denebilir. Eskinin cellatları, gezgin Zen keşişleri, engizisyon yargıçları, ilkel toplulukların büyücüleri, gizli tarikatların rahipleri ve hırsızları için maskelerin niye vazgeçilmez olduğu da buradan anlaşılabilir. Ortada sadece görünüşü gizlemek gibi edilgen bir amacın yanı sıra, ifadeyi gizleyip, yüz ile ruh arasındaki bağı keserek kendini dünyevi bağlardan özgürleştirmek gibi etken bir amacın da olduğuna kuşku yok.”
“Gelecek günler, haftalar, aylar ve yıllarca sahnede oynayacak, birine aşık olacak ve bir gün ölecekti. Peki ya ben? Ben ondan önce öleceğim. Ya Denizaslanı? O benden de önce ölecek. Gerçekleşmemiş dileklerimiz ve dile getirilmemiş sözlerimiz, bütün canlılar öldükten sonra biz olmadan atmosferde uçuşmaya devam edecek, birbirine karışacak ve dünyanın üzerinde bir sis bulutu gibi asılı kalacak. Peki bu sis, yaşayanların gözlerine nasıl görünecek? Ölüleri hiç hatırlamayıp havaya dair basit şeyler mi söyleyecekler? “ Bugün hava sisli, öyle değil mi?”
“Bilirsiniz, genellikle kimse bir şey bilmez,”dedi Angel. “Hatta bilmesi gerekenler bile. Yani demek istediğim, düşünceleri manipüle edenler, ezenler ve onları sanki original bir düşünce geliştirmiş gibi pazarlayanlar. Hiçbiri ezip yok ettikleri düşüncelerin temeline inemez, oysa o düşünceyi ifade tarzı hemen her zaman dile getirilmek istenen düşünceden en az yirmi yıl daha ileridedir. Sonuçta onlardan hiçbir şey öğrenilemez, çünkü yalnızca sözcüklerle yetinirler.”