Emel Aygün

Emel Aygün
@emel_ist
Psikolojik Danışman
Lisans Üstü
Konya
İstanbul
85 okur puanı
Aralık 2023 tarihinde katıldı
7/10
·152 syf.··
2026 46. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:00
Ayfer Tunç’la ilk olarak Annemin Uyurgezer Geceleri sayesinde tanıştım. Romanda, anlatıcının anneannesinin ağır yaşam hikâyesinden başlayıp annesine ve kendisine uzanan bir kadınlar silsilesi anlatılıyor. Kitabın beni en çok zorlayan yanı ise, evli bir adamla yaşanan ilişkinin işlendiği bölümler oldu. Bazı yerlerde anlatı, sanki adamın eşini geri plana itiyor ya da yaşananların sorumluluğunu ona yüklüyormuş hissi uyandırdı. Bu yaklaşım, kendi ahlaki bakış açımdan beni oldukça rahatsız etti. Buna rağmen Ayfer Tunç’un kalemindeki akıcılığı ve insan ruhunun karmaşıklığını anlatmadaki başarısını inkâr etmek mümkün değil. Daha sonra okuduğum Aziz Bey Hadisesi ise benim için bambaşka bir deneyim oldu. Elimden bırakmadan okuduğum, atmosferiyle ve diliyle beni içine çeken bir eserdi. Hüzünlü ama son derece sahici bir hikâye anlatıyordu. Kitabı bitirdiğimde, Ayfer Tunç’un yalnızca güçlü karakterler kuran değil, aynı zamanda okuru yormadan derinlikli anlatılar kurabilen bir yazar olduğunu düşündüm. Bu eser, yazara duyduğum ilgiyi daha da artırdı. Şimdi ise Kırmızı Azap’ı okuyorum. İlk hikâye olan “Kadın Hikâyeleri Yüzünden” beni oldukça sarstı. Karısını aldatma görüntüsü yaratarak onu inciten ve sonunda onun intiharına sürüklenmesinde pay sahibi olan bir adamın hikâyesi, insan ruhunun karanlık taraflarını çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Hikâyede geçen şu cümle özellikle aklımda kaldı: “Kemikli bir kadındı karım. Evet, güzel değildi ama kalbi olan bir kadındı. Ben yok sandım.” Bu satırlar beni derinden etkiledi. İnsanların yaşadığı acıları, pişmanlıkları ve çoğu zaman dışarıdan görünmeyen hayatları düşündürdü. Ayfer Tunç’u okurken zaman zaman kendi değerlerimle çatışan karakterlerle, hatta beni rahatsız eden bakış açılarıyla karşılaşıyorum. Fakat edebiyatın önemli
Kırmızı AzapAyfer Tunç · Can Yayınları · 20211,374 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
6/10
·163 syf.··
2026 43. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 00:00
Ayfer Tunç’un Taş-Kağıt-Makas kitabını yolculuklarda ve bekleme salonlarında okuduğum kısa ama yoğun bir okuma deneyimi olarak gördüm. Ancak öncesinde Suzan Defter’i okumuş olmam, bazı bölümlerin tekrar hissi yaratmasına neden oldu. Buna rağmen metnin parçalı ve bilinç akışına yakın yapısının bilinçli bir tercih olduğu hissediliyor. Kitap, klasik bir olay örgüsünden çok karakterlerin iç seslerine ve zihinsel kırılmalarına odaklanıyor. Bu yüzden ilk anda dağınık gibi görünse de, aslında kendi içinde kurduğu atmosferle etkileyici bir bütünlük taşıyor.
Taş - Kağıt - MakasAyfer Tunç · Yapı Kredi Yayınları · 2023351 okunma
5/10
·293 syf.··
2026 34. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 16:55
Kitabı bitirdiğimde ilk sayfalarda hissettiğim mesafe değişmedi; aksine daha da netleşti. Anlatının parçalı yapısı, duyguyu merkeze alan dili ve çokça övülen atmosferi benim için derinleşen bir deneyime dönüşmedi. Okudukça içine çekilmek yerine, baştan sona metnin dışında kaldım. Bu da bana şunu açıkça gösterdi: Bir eserin ne kadar konuşulduğu ya da ne kadar beğenildiği, onunla kuracağım bağın garantisi değil. Bu okuma deneyimi, aslında kitap kadar benimle de ilgiliydi. Popüler olanın peşinden gitme fikrine zaten mesafeli olduğumu düşünürdüm; bu kitapla birlikte bunun ne kadar belirgin bir tavır olduğunu fark ettim. Çok önerilen, çok övülen ya da bir şekilde “beğenilmesi beklenen” eserlerle arama doğal bir direnç giriyor. Bu direnç, karşı çıkma isteğinden çok, yapmacık olanı ayıklama çabası gibi. Çünkü bir metnin değeri benim için başkalarının ona yüklediği anlamdan değil, benim onda bulduğum karşılıktan doğuyor. Sonuç olarak bu kitap, bende güçlü bir edebi etki bırakmadı ama önemli bir farkındalık yarattı. Herkesin içinde kaybolduğu bir metinde kendine yer bulamamak bir eksiklik değil; aksine, okuma deneyiminin ne kadar kişisel olduğunu hatırlatan bir durum. Bazen bir kitabı bitirmek, onu sevmekten çok, neyi sevmediğini ve neden sevmediğini anlamakla ilgili oluyor. Ve bu da en az beğenmek kadar sahici bir okuma biçimi.
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,3bin okunma
9/10
·88 syf.··
2026 33. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 22:22
Ayfer Tunç’un Aziz Bey Hadisesi, okuru ilk sayfadan itibaren kendi dünyasının içine çeken, kısa ama etkisi uzun süren bir metin. Bu kitabı elime aldığımda, aslında sadece kısa bir öykü okuyacağımı düşünmüştüm; fakat sayfalar ilerledikçe kendimi gündelik hayatın telaşından uzaklaşmış, bambaşka bir ruh halinin içinde buldum. Metnin en çarpıcı yanı, sadeliğinin ardına gizlenmiş derinliği. Ayfer Tunç, büyük olaylara ihtiyaç duymadan, sıradan bir hayatın içinden sessiz ama güçlü bir hikaye çıkarıyor. Aziz Bey’in dünyasına adım attıkça, onun yalnızlığı, kırgınlığı ve içsel çatışmaları okura fark ettirmeden sirayet ediyor. Bu yönüyle kitap, sadece bir karakteri anlatmakla kalmıyor; insanın kendi içindeki boşluklarla da yüzleşmesine alan açıyor. Okuma sürecinde en çok hissedilen şeylerden biri, zamanın yavaşlaması. Sanki dış dünyadaki tüm sesler azalıyor, geriye yalnızca anlatının sıcak ama hüzünlü tonu kalıyor. Bu hüzün, ağır ya da bunaltıcı değil; aksine insanı saran, tanıdık bir duygu gibi. Belki de bu yüzden metin bittiğinde geriye hafif bir sızı ve uzun süre akılda kalan bir etki bırakıyor. Kısacası Aziz Bey Hadisesi, kısa sürede okunabilecek ama etkisi uzun süren bir eser. Okuru gündelik hayatın karmaşasından çekip alarak, sade bir anlatım eşliğinde derin bir iç yolculuğa davet ediyor. Bu yönüyle, küçük görünen bir hikayenin ne kadar büyük duygular taşıyabileceğini hatırlatan, incelikli ve etkileyici bir anlatı.
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,6bin okunma
10/10
·256 syf.··
2026 15. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2026 22:50
‘ENE’ benim için gerçekten farklı ve derin bir okuma deneyimi oldu. Nefs kavramının bu kadar merkezde olduğu bir eserle karşılaşmak, özellikle insanların görünür olmayı, kendini öne çıkarmayı bu denli sevdiği bir çağda insanı ciddi bir muhasebeye davet ediyor. Nefsin mertebeleri üzerine düşünmek, insanın kendine dönmesini sağlıyor. Kitapta Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri’nin hayat hikâyesini öğrenmek ise benim için ayrı bir anlam taşıdı. İstanbul’a gittiğimde ziyaret etmeyi çok sevdiğim bu büyük zatın böylesine derin, ibretlik ve dönüştürücü bir hayatının olduğunu şimdi daha iyi idrak ediyorum. Onun huzuruna bir kez daha, bu hikâyesini ve büyüklüğünü düşünerek, daha bilinçli ve gönülden varmayı canı gönülden istiyorum. Din âlimlerini tanımak, onların iç dünyasını ve yaşadıkları manevi yolculukları anlayabilmek adına böyle eserlerin yazılması ve bizlere sunulması son derece kıymetli. Bu yönüyle kitap, sadece bilgi veren değil, insanı durduran ve içe çeviren çok değerli bir eser.
Ene 'Sus Ey Nefsim'Fatih Duman · Nesil Yayınları · 20228,5bin okunma