"Ama aşkın modası geçti artık, şairler öldürdü aşkı. Aşk hakkında o kadar çok şey yazdılar ki, kimse onlara inanmaz oldu; bence çok normal. Gerçek âşık acı çeker ve susar. Hatırlıyorumda, ben bir zamanlar... Ama artık önemi kalmadı sevda maziye karıştı."
"Nereyi seversen orası senin dünyandır, diye atıldı, hüzünlü bir Çarkıfelek; gençliğinde eski bir köknar kutuya bağlanmıştı; kalbi kırıktı ve bununla gurur duyardı."
Oscar Wilde'yi Dorian Gray'in Portresi ile tanımıştım ve o zaman bile nesnelerin veya diğer canlıların bir şey anlattıklarını ve aktarabildiklerini hissettirebilmişti keza bu kitapta da aynı şey oldu. İnsandan başka varlıkların insanla olan teması sonucu bazı duyguları mesela kibir, küçümseme, feda etme, aşk vb. o kadar naif hikayelerle harika bir yalınlıkla aktarabilmişki keşke birkaç tane daha hikaye olsaydı da okusaydık diyebiliyorsunuz. Böyle küçük kitaplara kocaman şeylerin sığması ve sığdırılabilmesi insana güzel şeyler hissettiriyor.